Din, Evrensel Düzen ve SünetullahEsma-ül Hüsna ve TecellileriPeygamberler

90 Milyon Dolar Miras Kalan Adamın Vurulması

Adamın birine yüklüce bir miras kalıyor. bunu duyan mafya mirastan payını almak için harekete geçiyor. adam direnç gösterdiği için de onu vuruyor.

şimdi bu olayı nasıl okumalıyız?

hemen sözü ülkenin çarpık düzenine getirip siyasi goygoy yapmaya mı başlayalım?

senin kurduğun devletin üstünde öyle bir devlet(devlet-i aliye, evrensel düzen) daha vardır ki, onu aldatmak kandırmak manipüle etmek asla mümkün değildir. eğer onun bir kuralını çiğnersen, kaçışın yoktur. öyle veya böyle cezası bir gün gelir seni bulur.

hz. musa dahi bu düzenin nasıl işlediğini merak etmiş ve hakka dua etmişti: “rabbim insanlar arasında nasıl adalet ettiğini bana göster”. bunun üzerine allah ona, “falanca çeşmeye git. ağacın dalları arasına gizlen. olan biteni hiç karışmadan izle” buyurur.

hz. musa denileni yapar ve beklemeye başlar. bir atlı gelir, su içer ve ayrılır. fakat orada altın kesesini unutur. az sonra bir çocuk gelir çeşmeye ve orada gördüğü altın kesesini alıp gider. biraz sonra bir ihtiyar gelir çeşmeye. kesesini unutan atlı da geri döner ve kesesini ihtiyarın aldığını düşünüp ondan geri ister. ihtiyarın bir şeyden haberi yoktur, ama atlı ona inanmaz ve iş büyür. sonunda atlı ihtiyarı öldürür.

hz. musa gördükleri karşısında hayret ve dehşete düşmüşken allah ona vahyeder: “ey musa! çocuğun babası, yıllar önce kese sahibinin işçisiydi. kese sahibinin, çocuğun babasına borcu vardı. çocuk babasının hakkını almış oldu. öldürülen ihtiyar, eski tarihlerde kese sahibinin babasını öldürmüştü. o da kendi canıyla bedelini ödedi”.

işte evrende böylesine bir düzen işlemektedir. gerek kendi kişisel hayatımızda gerekse de toplumsal planda karşı karşıya kaldığımız hiçbir olay gelişigüzel değildir. hepsi birbiri içinde girmiş karmaşık olaylar bütünü ve silsilesidir. bu girift olaylar ağında herkese hak ettiği verilir. kişi aklının çokluğu ve derinliğince bu işleyişte hakkın hikmetini, kudretini, ilmini ve adaletini seyreder. aklının düşüklüğü ölçüsünde de işlerin iç yüzünden gafil kalır.

gafil kalan kişi her şahit olduğu olumsuzluk karşısında korkuya ve endişeye kapılır. korku, endişe ve evham onun ayrılmaz parçası olur ki, bunlar özünde cehennem ateşinden birer şubedir. hep başkalarını veya yöneticilerini suçlayarak kendini ferahlatmaya çalışır. oysa dünyanın en iyi yöneticilerine bile sahip olsaydı, kuralları çiğnediği takdirde, ilahi esmaların tecellisi sonucu evrende oluşmuş düzenden paçasını kurtarması mümkün olmayacaktı. o kişi isterse fare deliğine saklansın, illa ki orada da ona bir kedi pençesi musallat olacaktı.

sonuç: peygamberler bize devlet-i aliye’nin yani evrende işleyen düzenin kurallarını talim ederler. onları iyi öğrenmek, idrak etmek ve uymakla kendimizi emniyete alabiliriz ancak. islam, teslim, selam, selamet…yani evrenin kurallarını idrak edip ona tam uyan demektir müslüman…sonucu da mümin olmaktır, yani emin ve emniyette olmaktır, selamete çıkmış olmaktır.

ona şöyle hitap edilecektir.

“selâmun kavlen mirrabbirrahıym”.

bu hitap aynı zamanda ona verilmiş ebedi bir selamet garantisidir. bu hitaptan sonra artık ona asla ateş değmeyecektir. hiçbir üzüntü, sıkıntı, korku, endişe artık onun için söz konusu olamayacaktır.

allah vaadinde sâdıktır, yani verdiği sözden asla dönmez.

isnetus 21.06.2025 08:53 ~ 10:20

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu