RuhAhir Zaman-KıyametCennet ve Cehennemİnsan-ı KamilPeygamberler

Öbür Dünyada Kullanılacak Dil

Ruhlar süryanice konuşur. divan ehli yani büyük veliler, peygamberler, çok kısaltılmış ve geniş anlamlı olduğu için süryani sözleriyle hitap ederler.. 

arapçada buna ulaşacak bir söz yoktur. ancak kur’an hariç. süryanice hecelerden meydana gelir. her hece çok anlam taşır. Allah kullarına merhametinden dolayı, hikmetleri(sır) öğrenmesinler diye, bu ilmi insanlara perdeledi ve gizledi çünkü varlıklarında (yani vücutlarında ) karanlıklar vardır. bu halde iken öğrenirlerse helak olurlar(mahvolurlar). 

süryani kelimeleri diğer dillere sâridir yani içkindir. bütün diğer dillerde mevcut olan hece harfleri süryani dilinde de manalara sahipdir. örneğin Muhammed kelimesi arapçada kimin adı ise o şahsı gösterir. süryanicede ise m’ harfi başka, h’ başka, yine m’ başka, d’ başka manalara gelir. bütün diğer kelimeler de böyledir.

fakat insanoğlu zamanla cehaletinden dolayı bunları anlamaz olmuştur. süryani diline vâkıf olmakla saf bir marifet elde edilir ki, bunda cehalete yer yoktur. çünkü süryanice, konuşmaktan ziyade manaya dalmaktır, yoksa kelime kalabalığı gaye değildir. bunun için süryanice konuşmağa ancak büyük keşif sahibi veliler muktedir olabilirler veya o mertebedeki ruhlar konuşabilirler.

melekler de marifet ehli olduklarından, bir harf ile veya birkaç harf işaretle konuşurlar.

adem (a.s.) dan sonra zamanla insanlar cehalet sebebiyle süryani dilindeki harflerin anlamlarından saptılar. söze anlam verebilmek için bir harfe başka harfler ilave etmek suretiyle kelime teşkiline mecbur kaldılar. bu şekilde kelime denilen sözler meydana geldi. bu süreçte de süryani dili unutuldu.

örneğin haid: arapça’da bir evi çeviren duvar demek. süryanicede ise haid in başında ki h ‘harfi bu anlamı taşır. ma’ kelimesi arapçada su demek. ma nın sonunda ki hemze, süryani dilinde ona işaret eder.

adem ( as) cennetten yeryüzüne indiği vakit süryanice konuşurdu. çünkü bu dil cennet ehlinin dilidir. allah, adem(as) 700 dil öğretti. keza onun evlatlarından gelen veliler de bu 700 dili bilirler fakat adem ilk cennetten çıktığı vakit kullandığı dil süryani dili idi. idris (as) den sonra bu dil bozulmağa başladı. sair diller doğmaya başladı. süryani dilinden ilk bölünen dil hind dili oldu. hindçe, süryani diline en yakın olan dildir.

önemli bir örnek “küçük çocukların diline dikkat edilirse onların dilinde süryani sözleri çok işitilir. adem(as) çocuklara bütün konuşmasında yiyeceklerini anlatmakta, hep süryani diliyle konuşması sebebiyle çocuklar adem (as) terbiyesi üzere doğarlar. kıyamete kadar bu konuşma usulü böyle gidecek. çocuklar büyüdükçe çevresiyle münasebetten dolayı dilinde süryanice kelimeler kalmaz. örneğin meme emen bebek çoğu kez ag, ag gibi hecelerle konuşur. ağ demekle, ey yüce allah’ım, ey latif olan allah’ım demiş oluyor. bir örnek daha su kelimesine süryanicede (bu) denir. süryani dilinde (bu) ismi tatlı demektir. 

kabir dili de süryanicedir çünkü meleklerin ve ruhların konuştuğu dil süryanicedir. sorulan, suale ölünün ruhu cevap verir. ruh ise diğer ruhlar gibi süryanice bilir. 

adn kelimesi süryanicedir. bir kimse süryaniceyi ve onun harflerinin esrarını bilirse, bu bilgisi kur’an’ın batınını (yani iç yüzünü) anlamaya çok yardım eder.

kur’an levh-i mahfuzda (yani allah tarafından takdir edilen şeylerin yazılı olduğu manevi levha) arapça yazılıdır. fakat bir kısmı da süryanice yazılıdır. süryanice olan bu kısım surelerin başında olan hurufu mukattadır (yani kur’an’ın 29. suresinde ki: elif, lam, mim; -elif,lam,elif,ra, kaf,sad,nun gibi harfler. “bu harfler sırdır. eğer insanlar bunların anlamı bilse ve bunda işaret edilen sırrı anlasaydı hiç kimse rabbinin emrine asla muhalefeti göze alamazdı.

(el-ibriz, abdülaziz debbağ)

not: abdülaziz debbağ hazretleri 1700’lerde fas’ta yaşamış evliyanın büyüklerinden bir zattır. kendisi ümmidir ve okuma yazması yoktur. el-ibriz(saf altın) adlı eseri, ahmed bin mübarek, o zatın sohbetlerinden derlemiştir. 

el-ibriz’in türkçe tercümesinin(çeviri pek başarılı olmasa da) baskıları şu anda piyasada bulunabilmektedir. ancak iki ciltlik bu eseri almayı düşünenleri baştan uyarayım. kitap son derece acaip ve garaiple tıka basa doludur ve beyninizi yakabilir. 

ilaveten, görebildiğim kadarıyla kitabın hem bazı kısımları tercüme edenin azizliğine uğramış, hem de ahmed bin mübarek bazı meseleleri yanlış anlamış ve kaleme almıştır. o kadarı da olur artık. yapacak bir şey yok.

isnetus 09.12.2014 11:17 ~ 12:37

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu