Laiklerin Kesinlikle Cehenneme Gidecek Olmaları
İçinde bulunduğumuz alem sekiz katlı bir binaya benzer. içten içe açılan sekiz boyut desek daha iyi anlaşılır sanırım. bizim sonsuz uzay, galaksiler dediğimiz zemin kattır. onun üstünde gittikçe latifleşen yedi boyut vardır. cennetler en latif olan yedinci boyuttadır ve ışık/nur latifliğindedir. cennetlerin tavanı ise arştır.
bu dışımızda böyle iken varlığın küçük bir modeli olan insanoğlu da aynı özellikleri haizdir. yani insan da kendinde, içten içe açılan yedi boyut bulur. başlangıçta ruhumuz maddeye bitişik ve onda dağılmış bir vaziyettedir, tıpkı badem yağının bademde dağılmış olması gibi.
peygamberler özel istidatları sebebiyle ruhlarını maddeden kurtarıp arşa kadar yükseltmenin tekniğine ermişlerdir. madde seviyesinden arşa uzanan bu yol dinde sırat-ı müstakim olarak bilinir. insan hakiki bir namaz kılabilse yedi ayetli fatihanın her bir ayetini okudukça bir boyut yükselir ve fatihanın sonunda ruhunu arşa yükseltmiş olur. tabii ki bu milyonda bir görülür. bizim namazlarımız böyle bir yükselişe yol açmaz ama talim niteliğindedir.
peygamberlerin öğrettiği bilgileri kâle almayan ve gereğini yerine getirmeyenler yukarda sözü edilen yükselişi yapamazlar ve öldüklerinde ruhları maddenin bütün ağırlığını yüklenmiş olarak kurşun gibi batmaya başlar. yani cehenneme doğru.
daha ölmeden önce cennete girenler peygamberler ve evliyadır. taklit ehli olan müslümanlar ise ölüm esnasında bir fırsat yakalarlar. o zaman kadar iyi talim yapmışlar ise son nefeste voleyi vururlar veya tam tersi iflas edebilirler.
işte benim araştırmalarıma göre cennete giriş böyle bir olaydır. laik veya sıfatı her ne olursa olsun insanların durumları bu çerçevededir.



