
Zekayla Tanrı İnancı Arasındaki İlişki
Zeka ile tanrı inancı arasında bir ilişki yoktur. nasıl ki zihnin kendine göre bir bilgiyi algılama ve işleme kabiliyeti vardır aynı şekilde hatta ondan çok üstün ve öte bir şekilde kalbin de algılama ve değerlendirme kabiliyeti vardır. yalnız ikisi kategorik olarak farklıdır.
kalb ya da bugünkü karşılığı olarak şuur tabir edebileceğimiz yapı yedi seviyelidir. yani herhangi bir insanın kalbi, yedi şuur mertebesinden birindedir ve bulunduğu seviyeye göre vereceği hüküm ve görüşü değişir.
1. emmare, emredici olan: kendini beden olarak tanımlar. dogmatiktir. materyalist ve çıkarcıdır. sadece kendi bedenine gelecek fayda ve zarar çerçevesinde karar alır.
2. levvame, özeleştiri yapan : içinde bulunduğu hali sorgulamaya başlayan şuurdur. bunun haricinde çoğu noktada ilk mertebeyle aynıdır.
3. mülhime, ilham alan: bütün prangalarından kurtulmuş olan şuurdur. sonsuz esnekliği vardır, asla dogmatik değildir. iki yüzü vardır. biri rahmani(light side) diğeri ise şeytani(dark side)dir…(daha üst mertebeler şimdilik kalsın…)
hâsılı, kalbin/şuurun aldığı karar zihin tarafından aklileştirilir. aklın yaptığı sadece kılıf girdirmektir yoksa bizatihi kendisi karar alamaz. böyle bir yeteneği yoktur. yani çok zeki, deha bir ateist sadece inkarını daha güzel ambalajlar. inanan için de aynısı geçerlidir.



