İman ve İnkarAteizm

Ateizm 3

Ateizm hakkında benim tespitim şu oldu: ateistler bile gerçekte ateist değil.

peki niçin bu böyle?

aslında ateizm bir tepkiden ibarettir; dinin bir dogma haline getirilmesi ve bunun insan zihnini kelepçe ve pranga altına almasına karşı verilen bir alerjik reaksiyondur. (laik Türkiye Cumhuriyeti’nde tuzu kuru bir şekilde İslamcılık yapanları, bir de İran veya Afganistan gibi ülkelerde görmek isterdim)

ezici dogma baskısına karşı ilk başlarda verilen tepkiler hafif dozajda oluyor; “gerçek din bu değil” şeklinde. bu aşamada kişi kendine uygun bir din imal ediyor veya hazır imal edilmiş varsa rafta, onu benimsiyor. dogmanın baskısı ile karşı karşıya kalan insanların ezici çoğunluğunun tepkisi bu seviyede kalmaktadır. daha ötesine geçmek çoğunluk için mümkün değildir.

ikinci aşamaya geçenler deist oluyorlar. “evet bir tanrı var ama bizle işi yok. din min hikaye” seviyesi…birinci aşamada takılı kalanların engeli gelenekçi zihniyet ise bunların engeli de tefekkür zâfiyetidir. eğer tefekkürü serbestçe ileri götürebilselerdi, ateist olmak zorunda kalacaklardı. zira o yolun zorunlu olarak istikameti öyledir.

ateist aşamaya geçen kişiler kendileri bilmeseler bile esasen hâl diliyle “lâ ilahe-ilahlar yoktur” demiş olurlar. (zaten önemli olan da hâl dilidir. yoksa papağan misali kelime tekrarının hükmü yoktur).

“lâ ilahe” tasavvufi yolculukta gerek enfüsi(kişinin iç alemindeki), gerekse afaki(dış alemdeki) putları temizlemek için kullanılan bir kalıptır. lafla değil de hâl diliyle “lâ ilahe” deyip tüm putlardan kurtulan tasavvuf yolcusu, “illallah” ile hakikate vâsıl olmaktadır.

bu noktada şu bilgiyi verelim: ego dahili bir tanrı, tanrı harici bir egodur.

ne demek oluyor bu?

bu ifade, bizim tanrı diye vehmettiğimiz kavramın aslında egomuzun dışa projekte olmuş halinden başka bir şey olmadığı ve egomuzun da aslında bir tanrı, bir ilah olduğu anlamına geliyor. işte din diye bilinen hükümler örgüsü de tanrının/egonun şemsiyesi altında hüküm sürdüğü için ve onlara bağlı olduğu için kısır kalıyor; özü, menbaı ve aslı bambaşka olsa da…

işte “lâ ilahe” ile gerek içteki gerekse dıştaki tanrılar/putlar yıkılmaktadır ve ona bağlı din de ölmekte ve illallah ile hakikat ortaya çıkmaktadır. bu hâle düşen bir dervişin dilinden dökülen mısra şu olmuş:

küfrettim Allah’ın dinine ki, küfür vâciptir
ama küfür, Müslümanlar indinde kâbihtir(kâbih=çirkin, fena)

evet görüldüğü üzere bu işlemi tasavvuf ehlinin büyükleri başarıyla sonuca ulaştırmaktadırlar. peki ateistlerin durumu nedir?

bir füzenin dünyanın kütle çekim gücünden kurtulabilmek için minimum 11.2 sn/km hıza sahip olması gerekir. hızı bundan düşükse füze yükselir yükselir ve nihayet bir noktadan sonra hızı sıfırlanır ve dünyaya geri düşmeye başlar. ateistler de böyledir. bin bir türlü gayret ve çile ile geldikleri noktada özgür kalacaklarını umarken tekrar esarete düşerler. benliklerinin egolarının esaretine, tanrıların en kötüsünün esaretine…

dıştaki tanrıları yıkayım derken egoları şiştikçe şişer çünkü. ego şişince elbette mutlaka dışa bir yansıması olacaktır. yani bir tanrı zorunlu olarak üretilecektir. artık o tanrı para mı olur; Stalin-Hitler-Mao veya film yıldızları gibi kişi kültü mü olur; siyasi ve ideolojik bir dava mı olur, ilgilisinin meşrebine kalmıştır. mesela “bilimsel pozitivist paradigma” bütün dinleri yıkarken, bu yüzden kendisi de bir din haline gelmiştir. tanrıyı ortadan kaldırırken, Stalin-Hitler-Mao gibi tanrılar ve başka bir çok ilahlar üretmiştir.

şişmiş bir ego, ya Firavun’dur ya da Deccal. Firavun Deccal’ın ön sürümüdür. Deccal artık egonun en zirve noktasıdır. o bir tanrıdır.

ateistlerin sonu işte budur: ya Firavun ya da Deccal olmak…batı medeniyeti tek gözlü kör dehanın, deccalın ürünüdür…

isnetus 07.08.2020 09:52 ~ 14:20

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu