Bir okuyucu mesajı… lâ havle sırrını güzel açıklamış:
“hayat öyle bir şey ki hakkını veremediği hiçbir erdemi insanda bırakmaz”
en çok da “benlik” bırakılmaz insana. onun hakkını verebilmesi için, bütün güç ve kudreti asıl sahibine iade etmesi gerek insanın. dilediğini, dilediği zaman, dilediğince yapan hakka… hakkını veremediği benlik için hak iddia ettiğinde yanar insan. benlik ateş değildir aslında. bilakis nurdur o. ehlinde nurken hakkını veremeyecek olan insanda ateş olur, yük olur. hakkını verene yaraşır, o’nda sonsuzlaşır. sahibinden koparıp kendine zimmetlediği bu benlik (?) insanda eğreti durur. bünyeye uymaz, o devasa büyüklüktedir bir kere. küçücük bünyeler taşıyamaz; bu yükün altında ezilir.
sahibi tanımak için verilmiş sanrıya gölge benlik denir. emaneten verilmiştir; vasıtadır o; asıl değildir. gölge benliğin maskesi, hilkatine uygun kullanılmadığında düşer. güç yetiremediğinde, kendine ait sandığı kudreti kullanamadığında anlar. emanet sahibine verilmelidir. fark etmek, görmek, şahit olmak ve bunların gereği olan teslimiyetle sahibine verilir emanet. kendinde olmayanı fark etmekle halledilebilecek bir alışveriştir bu.
esasen insanın hakkını verebileceği bir şey değildir benlik. belki bir vechesini seyredebilir.



