İnsanın tüm söz, düşünce ve fiillerinin ona eninde sonunda geri döndüğünü ve onun bir ölçüde kaderini oluşturduğunu tasavvuf ilminden net olarak biliyoruz. bu sebeple eskiler, “kim ne eder kendine eder” demişlerdir.
gandi de bu evrensel gerçeği tespit etmiş ve şu güzel sözlerle ifade etmiştir:
“söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…
duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…
davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…
alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…
değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…
karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…”
ancak gandi düşünce ve söz ilişkisinde kısmen yanılmıştır. malum olduğu üzere insanın içinden çok şeyler geçebilir. insan zihni tıpkı kaynayan bir kazan gibi her türden düşünce ve vesvese ile sürekli meşgul olabilmektedir. bunlar söze veya fiile dökülmedikçe insana sorumluluk yüklemezler. söze ve bilhassa fiile dökmek ise artık o düşüncelere sabitlik kazandırır ve kişiye sonuçlarını otomatik olarak yaşatır.
hayatınızdan memnun değil misiniz?
“niçin hep bunlar benim başıma geliyor” mu diyorsunuz?
“etrafımda niçin bir tane bile gerçek dost yok” mu diyorsunuz?
suçluyu bulmak istiyorsanız aynaya bakınız. tekrar tekrar üzerinde durarak veya söze ve fiile dökerek sabitlik kazandırdığınız düşünceleriniz sizi kuşattı; sizde o düşünce yapısına uygun bir bilinç inşa etti. kendinizi aynı türden bilince sahip olan insanlar arasında ve uygun bir çevrede buldunuz çünkü ancak benzer titreşim frekansına sahip olan ruhlar bir araya gelir. onlarla karşılıklı etkileşime girince de artık cereyan eden sürekli geri besleme bir tür hapishane etkisi oluşturdu ve sizi prangaladı.
kurtuluş için en önemli tedbir, geri beslemeyi kesmek için eski çevre ile iletişimi koparmak, en azından sınırlamaktır. zihni yeniden programlayıp yeni bir dünya görüşü inşasına girişmek ise sonraki önemli aşamadır. bu noktada mesnevi gibi bir kitabı az ama günlük olarak okumak büyük fayda sağlar. mesnevi herhangi bir kitap gibi okunacak bir eser değildir. günde 2-3 sayfa ama sürekli(ömür boyu) okumak esastır. böylece zihin yavaş yavaş yeniden programlanır. insan nisyan(unutmak) ile malul olduğu için okuma da sürekli olmalıdır. tekrar edilen düşünceler kararlılık kazanır ve kendiliğinden söze ve fiile dönüşmeye başlar. ancak bu süreç gayet yavaş işler ve yıllara yayılır. bu noktada sabırlı olmak gerekir. sihirli çözümler, ani aydınlanmalar bekleyenlen zahmet etmesinler; öyle bir dünya yok çünkü. bedelini ödemediğin nimete kavuşamazsın. dikkat et! birileri sana kolay çözümler sunuyorsa o çözüm, oltanın ucundaki yemdir.



