Esma-ül Hüsna ve TecellileriGüzel Ahlak vs Kötü AhlakHakikatKalp - AltbeyinPeygamberlerŞeytanŞuur (Nefs) MertebeleriŞuur-Yüksek Şuur-Düşük ŞuurTasfiye ve Tezkiye Süreci

Kalbin Temizse Hikayen Her Zaman Mutlu Biter 2

Allah’ın isimlerinden biri de “kuddûs”tür.

kuddûs, mutlak temiz ve pak demektir.

şuurun yedi mertebesi vardır. evrensel şuur, yedi basamaklı bir merdivende kademe kademe frekans düşürerek madde ve tabiat seviyesine(esfel-i safilin, aşağıların en aşağısı) iniş yapar. bu seviyede artık hiç ışık yoktur, hiç nur yoktur.

artık bu bilince emmare denir. yani tüm kötülükleri şiddetle emreden…

bu bilinç yedi katmanla örtülmüş, her katmanda yedi kez mühür yemiştir. bu nedenle artık hakikat boyutuna karşı kör olmuştur. ondan hiçbir şey göremez. sağır olmuştur, ondan hiçbir şey işitemez. hayvanlarla aynı seviyededir.

evrende emmare bilinç kadar kirli ikinci bir varlık bulmanız mümkün değildir. hatta emmare bilinç şeytandan bile daha kirli ve daha şerlidir. isterse bu bilinç sahibi karıncayı incitmez biri olsun…

işin en tuhaf tarafı da emmare bilincin kendini çok iyi biri zannetmesidir. bu nedenle hep kendinin haklı olduğunu ve hep başkalarının suçlu olduğunu düşünür.

güya o, insanlar için hep iyilik düşünmektedir. kalbi çok temizdir. zayıflara, güçsüzlere, düşkünlere, hayvanlara şefkat ve merhamet gösterir; ama insanlar çok kötü oldukları ve hayat hiç de adil olmadığı için yaptıklarına karşılık bulamaz. aldatılır, ihanet uğrar vs…

“benim kalbim temiz” diyen gerçekte yalnızca kötü değildir, o çocuk akıllı bir kötüdür. yeterince hayat tecrübesi kazanınca, insanlara karşı kurt olmanın gerekli olduğunu idrak edecektir. bu idraka gelmiş olan, henüz gelmemiş olanı görünce bir an şaşkınlığa uğrar ve dilinden şu cümleler dökülüverir: “ben de eskiden senin gibiydim”.

ey “benim kalbim temiz” diyen kişi!

sen henüz açmamış bir zakkum çiçeğisin. birazcık hayat tecrübesi kazan, merak etme içindeki zehir kısa süre sonra açığa çıkıverecektir. zira emmare, yani madde ve tabiat seviyesinde dehşet dengesi geçerlidir. kurt olmazsan seni yerler, elinde kozun yoksa onlara karşı, çiğner geçerler. içlerine ne kadar korku salabilirsen, sana o denli saygı duyarlar. işte “devlet” dediğimiz karanlık yüzden transfer edilmiş olan canavar ve organize şiddet örgütü, bu yüzden vardır. insan denilen minik canavarları korkutarak dizginlemek için.

yok eğer “ben bu cehennemde, kurtlar dünyasında yaşamak istemiyorum” dersen, o zaman hakikat ehlinin yolundan gitmen gerekecektir. ilk durağın da levvame olacaktır. levvame kendini kınayan demektir. yani bu kişi kendinin kirli, kötü ve şerli bir canavar olduğunu dehşetle idrak ettiği için sürekli kendini kınayıp durmaktadır.

iç alemin neyse, dış alemin de o olacaktır. hayat, için dışa projekte olması sürecinden başka bir şey değildir; ki kendin ile yüzleşip onları aşabilecek seviyeye gelesin…

yoksa kalbi temiz olanın, iç alemi arınmış olanın, dış alemde çeşit çeşit negatifliklerle karşılaşması mümkün değildir.

yedi şuur mertebesini başarıyla geçen ve ilahi isimlerin nurlarına ulaşan kimseler….evet işte kalbi temiz olanlar ancak bunlardır; çünkü onlar ilahi esma nurları(kuddûs esmasının nuru dahil) ile yıkanmış ve pırıl pırıl olmuşlardır. ahlakları da tertemiz olmuştur. bir diğer deyimle, onlar allah’ın ahlakı ile ahlaklanmışlardır; yani zat ve esma nurlarına mazhar ve ayna olmuşlardır.

iç dünyan neyse dışta da göreceğin odur dedik. peki hakiki manada temizliğe ulaşan kimseler dış planda hiç mi negatiflikle karşılaşmaz?

elbette karşılaşır.

zira insan için mutlak temizlik yoktur. ne kadar temiz olsa da, hakkın temizliği yanında bu bir hiçtir ve yol gittikçe inceleşmektedir. yüksek şuur mertebelerinde bizim için kusur bile sayılmayacak minicik bir dalgalı düşünce bile, şiddetle karşılık bulacaktır. mesela allah, hz. ibrahim’in kalbinde kendinden başkasının bulunmasına razı gelmemiştir. oğluna olan sevgisini, kendi sevgisi için feda etmesini emretmiştir; çünkü hz. ibrahim’in mertebesinde oğluna olan sevgisi dahi hak ile arasında bir gölge, bir perde oluşturmaktadır.

sonuç: hakiki manada temizliğe ulaşanın hikayesi elbette mutlu biter. o kişi elbette mutlulardan, yani saidlerden(saadet ehlinden) yazılacaktır. ona ebedi mutluluk ve saadet verilecektir.

isnetus 28.06.2025 10:03 ~ 10:07

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu