Esasen allah hakkında konuşmak abestir.
ne konuşacaksınız ki?
o mutlak ilim sahibidir.
o mutlak hikmet sahibidir.
yani en küçük bir cehli veya unutması, yanılması, abes ve boş işi yoktur. o yüzden “şu şöyle olsaydı, bu böyle olsaydı” demenin anlamı yoktur. şu evrende ne oluyorsa tam olması gerektiği gibidir. olanda bir yanlışlık yoktur.
eğer bir yanlışlık görüyorsun o senin anlayışındaki kusur yüzündendir. evrendeki düzende ne kadar yanlışlık görüyorsan, senin anlayışın o kadar düşük ve yetersizdir anlamına gelir bu.
allah hakkında hüküm vermek, yargıda bulunmak da anlamsızdır.
niçin?
çünkü o insan algısının ötesindedir. müslümanlar her daim “sübhanallah” diyerek bu hikmeti kendilerine hatırlatırlar.
senin algının ötesinde olandan nasıl bahsedeceksin? ona dair nasıl yargıda bulunacaksın? anlamsız şeyler bunlar.
işte bu gerçekler yüzünden biz allah hakkında her konuştuğumuzda, aslında allah’tan bahsetmiş olmuyoruz. ancak kendi tanrı algımızı ortaya koymuş oluyoruz. arada o kadar büyük fark var ki…
bilmeyenler kendi tanrı algılarını ortaya koyarken allah’tan bahsettiklerini zannederler. marifet sahipleri de bunu yapar. ancak onlar neyin ne olduğunun gayet bilincindedirler. bunu niyetlerini ve kalplerini sabitlemek için yaparlar. yoksa marifet sahipleri, nazarlarının hakka ulaşamayacağını çok iyi bilirler.



