
Eski devirlerde adamın biri rüya görür. rüyada ona denir ki, “falanca gün yağacak yağmur tüm suları kirletecek. ondan içen herkes deli olacak”. bunun üzerine adam hemen büyük miktarda su depolar. nitekim o gün gelir ve yağmurdan sonra herkes deli olur. o kadar delinin arasında tek akıllı bu kalır.
adam bir noktadan sonra bu şekilde yaşayamayacağını anlar ve o da kirlenmiş sudan içer. sonrasında bir de bakar ki, yakınları çevresine toplanmış “şükür kavuşturana. sen bir müddettir aklını kaybetmiştin. şükürler olsun ki, allah şifa ihsan etti. artık aklın başına geldi” diye sevinç çığlıkları atıyorlar.
evet akıllılık dediğimiz işte böyle bir şeydir…
daha önce her toplumun kendine özgü bir kolektif bilinci olduğundan ve bu bilincin tarih içinde oldukça yavaş(bireylere nispetle) diyalektik bir seyir gerçekleştirdiğinden bahsettik. (bkz: #177379252)
halkın genel bilinç düzeyi işte bu kolektif bilincin ulaştığı mertebenin bir ifadesi ve tezahürüdür. eğer bir kişi çıkar ve bilinç olarak genel seviyenin ötesine yükselmeyi başarırsa, içinde yaşadığı topluma ters düşmeye başlar. sonrasında kademe kademe yalnızlaşır ve etrafında insan kalmaz olur. zira aynı frekansta olmayan insanların bir arada bulunmaları, anlaşmaları, dostluk ve ahbablık etmeleri mümkün değildir.
topluma yabancılaşmış, hatta zıtlaşmış olan bu kişiler artık ashab-ı kehf(mağara ehli) manasından hisse sahibidirler.
ilginçtir ki, hadis-i şerifte deccala karşı kehf suresinin ilk on ayetinin okunması tavsiye edilir. onuncu ayette ise harika bir dua örneği vardır.
“rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’lenâ min emrinâ reşedâ”
hepimizin bu duayı anlamını da bilerek(orijinal arapça kelimeleriyle) dilimizden düşürmememiz gerektiği kanaatindeyim.
anlamı da kelime kelime vereyim:
rabbena——– rabbimiz
atina———— bize ver
min ledünke –katından (bakın burası ekstra önemli)
rahmeten—— bir rahmet
ve heyyi’lena–ve bize hazırla
min emrina— şu işimizden
raşeden——– bir kurtuluş yolu



