AteizmAydınlık vs. KaranlıkHakikatİman ve İnkarTevhid Anlayışı

Ateist 1

Tahkiki(sorgulayan) bir ateist, ilk bakışta aydınlanma yolunda önemli bir mesafe katetmiş biri olarak görülebilir. nispeten de doğrudur bu görüş. taklidi ateistler için benzer bir hükmü vermek söz konusu değildir elbet. ancak en mütevazi bir ateistin bile kendini tahkik ehli olarak gördüğünden eminim. halbuki taklitçi ateist, bir puttan kurtulup diğerine secde etmiştir, lâkin bunun farkında değildir.

daha önce de bahsettiğim gibi aydınlanmanın iki yolu, usulü vardır. biri karanlık yüz, diğeri de nurani yüz olmak üzere.

her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

başlangıçta insan şuuru dogmalara esirdir. dogma insan aklının indirgemeci mantığı ile kendine kurguladığı bir dünyadan haber verir. bu kozanın ipinin kuran’dan, hadis’ten devşirilmiş olması durumu değiştirmez. hatta en kalın dogmalar ilahî kaynaklı olandan dokunur.(kuran’dan yapalımcılara esef…)

dogma şuurun mezarıdır, kozasıdır. insanların pek azı o kozadan çıkmaya muvaffak olabilir. çünkü hakikatin bir şekli, sureti, ele avuca gelir yanı yoktur. o saf bir yaşantıdır, kelimelerden, kavramlardan, sembollerden ve formüllerden daha öte bir gerçekliğe işaret eder.

saf hakikat akli bir kurguya indirgendiği anda, artık bir dogmadan bahsediyor oluruz. bu noktada şuur karanlık bir zindana kısılı kalır. cürmünün bedelini öder. çünkü her suç affedilir ama şirk affedilmez, şirkin cezası otomatik olarak gelir. şirk koşan kendini derhal zindanda bulur.

neden şirk?

çünkü o kendi eliyle yaptığına tapmaktadır. putun illa taştan, topraktan olması lazım gelmez. insanın kendi aklıyla ürettiği hayali bir kurgu da puttur, imajiner bir put. kainatı yöneten devâsâ bir tanrı hayali de bu kapsama girer.

bu minvalde hz. Ali şöyle buyurmuş:

“Allah, fehimlerde tasavvur, zihinlerde tahayyül olunan her şeyin ötesindedir.”  Akla, zihne, hayâle gelen her şey yaratılmışlardandır. onlara ulûhiyet vermek apaçık şirktir.

evet, tahkikçi bir ateist, kafasındaki hayali ilâhı kovmuş, “lâ ilâhe” demeyi başarmış ve o hayali ilah merkezli örgülenen dogmadan kendini kurtarmıştır. hasılı, zindandan çıkmayı başarmıştır ama bunu illegal yollardan yapmıştır. zindandan bir yeraltı tüneli kazarak sırra kadem basmıştır. geçici bir süre özgürlüğün tadını çıkarabilir fakat düzenin kolluk kuvvetleri eninde sonunda yakasına yapışacaktır. çünkü bektaşi gibi ayetin başını okumuş ama sonunu getirememiştir.

nurani yoldan aydınlanmaya ulaşan ise, önce “lâ ilâhe” kılıcı ile bütün bâtılları kesip atar sonra “illallah” ile nur denizine dalar, sonsuza açılır ve ilâhi nizamın bir parçası olur. Yani o, kanun nizam çerçevesinde özgürlüğüne kavuşur, resmi olarak hapishaneden tahliye olur. tabii bu tür kurtuluş daha nadir görülür ve diğerine nispetle zor bir iştir. ama böyle bir kimsenin zindandan çıktıktan sonra korkusu, endişesi olmaz.

batı dünyası karanlık yoldan da olsa aydınlanma sürecini büyük ölçüde toplumsal plana da yayabilmiştir. ancak “doğu” henüz fert planında yaşanan aydınlanmaları topluma mâl etmeyi başaramamıştır. zamanla o da olacak.
http://isnetus.wordpress.com/2014/08/14/14/

isnetus 08.12.2014 12:15

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu