Vakti zamanında arkadaşın biri ziyaretime geldi. arkadaş dediysem lafın gelişi. yoksa kendisinden hiç hoşlanmazdım. bunu kişisel bir probleme veya ego kaynaklı bir duruma hamletmeyin. kendisine karşı hoşnutsuzluğum hakka ve hakikate karşı direnç göstermesi yüzündendi.
kucağında bir kaç aylık bir bebeği vardı. bebeği bana göstermek istemişti. ben de sevinerek bebeği kucağıma aldım. tertemiz, masum bir bebekti nihayetinde. gayri ihtiyari bebeğe sevgiyle teveccüh ettim.
teveccüh etmemle dehşete düşmem bir oldu. bebekte aynen babasının manası vardı. net olarak bunu gördüm. duygularıma hakim oldum ve belli etmeden hemen bebeği babasına geri verdim.
büyükler boşuna söylememişler, “çocuk babasının sırrıdır” diye…
bu nedenle bir nesil bozulursa, onlarla beraber çocukları da bozulur. hatta bozulma ivmeyle artarak devam eder.
işte o zaman o milletin kolektif şuuru ve onun sureti olan her şeyi organize eden manyetik alan zayıflamaya çözülmeye başlar. manyetik alanı güçlü milletlerce ezilirler. tıpkı iki yumurtanın tokuşmasında zayıf kabuklu olanın kırılması gibi…bir ülke böyle çöker. yaydıkları negatif enerjiler dahi, bumerang kanunu gereğince, kendilerine doğal felaketler olarak geri döner. öyle veya böyle bebekleriyle, çocuklarıyla beraber helak olup giderler.
evrensel düzenin, çoğunlukla masum addedilen bebeklere, çocuklara acımamasının sebebi budur.



