İmâm-ı rabbânî hazretleri buyuruyor:
“kelime-i tevhîdin fazîleti karşısında, şu dünyanın tamamı bile bir kıymet ifâde etmez! keşke büyük bir okyanusa nisbetle damla hükmünde olabilseydi! ancak bu kelime-i tayyibenin kıymet ve azameti, onu söyleyenin mânevî derecesi nisbetindedir. söyleyenin derecesi ne kadar yüksek olursa bu kelimenin azameti de o kadar artarak tecellî edecektir.”
dikkat edin! kelime-i tevhid kuran’dan bir ayetin parçasıdır. kuran’ın hükmü de aynen böyledir. okunan kuran, okuyanın derecesine göre tecelli eder. kalp aynası ne derece temiz ise güneş orada o kadar yanasıma yapar. kapkara bir aynada ise asla yansıma yapmaz.
bu sebeple en öncelikli iş, kalp aynasının yüzünü temizlemek ve parlatmaktır. tasavvufta biz bu işleme kalbin tasfiyesi diyoruz. kalbin tasfiyesi; bilinçaltı tortularının açığa çıkartılmasını ve temizlenmesini, temel ilimlerin elde edilmesini ve sağlam bir dünya görüşüne ulaşılmasını gerektirir. şuur gerekli kıvama ulaşınca Peygamber ve onların varisleri olan evliya ile ortak paydada buluşma gerçekleşir. o büyüklerin ruhaniyetinden kalbe ilahi isimlerin nurları yansımaya başlar ve kalp aynası pırıl pırıl olur.



