Bir Türlü Sonu Gelmeyen Kemalist Bayramlar
Evet arkadaşlar biz niye çok meraklıyız böyle kutlamalara, törensel coşmalara, merasimlere, kutsal veya kutsal taklidi ritüellere?
hiç düşündünüz mü?
niye yapıyoruz ki bunları?
bizim islamcı camiada da var aynısı. bitip tükenmek bilmeyen ritüeller…
hele o kandil simidi yok mu? beni benden alıyor. ritüellerin evrim geçire geçire geldiği son nokta… bundan öteye geçemezler sanırım. belki de geçerler, bilemiyorum artık. bakalım ömrümüz vefa ederse belki görürüz başka ilginçlikler ilerde.
onların her birinin kökende bir hakikate dayandığını ben de biliyorum elbet. ancak şu anki pratiği itibariyle bâtıla hizmet eder hale geldikleri için eleştiri yapaıyoruz.
gerçekte din neymiş, nasıl olurmuş bilimperestlerden öğrenmek lazım aslında. bakın adamlar hiç lüzumsuz ritüel icra ediyorlar mı? boş işlerle uğraşmıyorlar. direkt seni bir dünya görüşü ile programlıyorlar. böylece tüm hayatını en küçük ayrıntısına kadar belirlemiş oluyorlar. hem de bir daha hiç denetim ve yönlendirme ihtiyacı duymadan. zihinlere yüklenen işletim sistemi(bilimsel pozitivist paradigma) gerisini otomatik olarak hallediyor. sen uğraş dur ritüellerle. kemalistler de uğraşsın…zaten kemalistler de fötr şapkalı doğululardır. kavanozu dışından yalayanlardır. batının dayandığı temel mantaliteyi anlamaktan çok uzaktırlar.
işte din dediğin öyle olur. gerçekte din bir dünya görüşü, evren algısı, bir hayat tarzıdır, bir bilinçtir. içinde yaşadığın dönem için böyle bir modelin yoksa veya modelin “bilimsel pozitivist paradigma” karşısında tutunamayacak kadar demode ise, vah sana; yazıklar olsun sana. zaten sende bu şuur olsa, ritüellerle yetinip, asıl muharebe meydanını boş bırakmazdın.
bu dediklerimden bir şey anlamadın mı? o zaman bir de klasik din dili ile anlatayım. alışıksındır sen eski lisana. o zaman belki bir ışık yanar beyninde. klasik ekole göre önem sırasına göre temel ilkeler şunlardır:
1. itikat
2. vera (günahtan kaçınmak)
3. farzlar
itikat asıl, amel teferruattır denir klasik ekolde. itikat bilgisini çoğu kişi bir takım ölçüleri ezberlemek zanneder. halbuki itikadın en önemli kısmı bilinçtir. o itikadi ölçüleri de doğuran bilinç… yani bu madde, bize bilincin doğru yapılanmasını, çarpık yapılanmadan korunmasının en önemli husus olduğunu ve dini uygulamaların ancak ondan sonra bir anlam ifade ettiğini söylüyor.
ikinci madde ise tam olarak şudur: allah’ın yasaklarından kaçınmak emirlerine uymaktan önceliklidir. bir emre uymak bir yasağı çiğnemeyi gerektiriyorsa, o emir terk edilir. (bu arada belirteyim ki, duanın da aslı ve özü günahtan kaçınmaktır. ne alaka demeyin. işte öyle)
üçüncü önemli husus ise farzların edasıdır. farzlar o kadar önemlidir ki, iki rekat farz namazın yanında bin rekat nafile namazın hükmü dahi olmaz. onun yanında denize nispetle bir damla kadar bile değildir.
bu sayılan maddeler iç içe açılan matruşka bebekleri gibidir. itikat yoksa veya yetersizse veya tahrip olmuşsa, bunu çaresini araştırmak yerine bir içteki madde ile uğraşmak ancak şeytan sevindirir. zira aslı bırakıp ayrıntıda boğulmaktır o.
bilinç dostum bilinç…ve onun tabii sonucu olarak dünya görüşü, evren algısı ve hayat tarzı…
benim derdim bunlar. siz kandil simidi yemeye devam edin. afiyet olsun…



