
Geçenlerde bir film vesilesiyle denk gelince nefsimin brad pitt’i kıskandığını fark ettim. nefsim ne diyor diye kulak verdim.
“adama bak ya hu, harcayamayacağı kadar çok parası var. lüksün de lüksü bir hayat sürüyor. en güzel, en bakımlı kadınlarla birlikte oluyor. bir de bizim halimize bak!”
şu densiz nefsimin sözlerine bakar mısınız…ben de bunun üzerine belki nefsim ıslah olur ümidiyle ona aşağıdaki sözleri söyledim:
ey nankör nefsim!
bu dünyadan kimler geldi kimler geçti biliyor musun? o lüks hayat yaşayan, en güzel kadınlarla birlikte oluyor diye kıskandığın şahıs, kaç yıl daha yaşayacak sanıyorsun? on onbeş yıl sonra zavallı bir ihtiyar olacak. ne güzel kadınlarla işi kalacak, ne de parası derdine derman olabilecek. bir müddet sonra da ölüp gidecek ve yaşadığı her şey hiç hükmüne girecek.
bu dünyaya gelmekten gaye lüks hayat yaşamak, güzel kadınlarla beraber olmak değildir. insanın ölüm anına dek şuur mertebelerinde ilerleme şansı vardır ve ölümle birlikte ulaştığı en son şuur seviyesinden ebediyen devam eder. bu nedenle gerçek zenginlik kişinin dünya imkanlarıyla elde ettiği yüksek şuurdur. o şuur ki, senin ölüm ötesindeki ebedi hayatındaki tüm refahını belirleyecektir.
dünya hayatı kısacıktır. pek çok kimse bunun farkında değildir ve “ben daha gencim” sahte tesellisine kapılıp gitmiştir. ey nefsim! bu kısacık zaman zarfında küpünü doldurmaya bakmalısın. oyun ve oyalanmaya dalarsan yarın çok pişman olursun. bir daha dünyaya dönüş şansın yoktur; dolayısıyla telafi şansın da yoktur. dünya tüm zıtları, kötülükleri ve antitezleri içermesi nedeniyle şuurun terakkisi için yegane ortamdır.
sen boşver brad pitt ve benzeri lüks hayat yaşayan insanları; kendi işine bak. seni temin ederim ki, onlar kıskanılacak veya imrenilecek insanlar değildir. bilakis onlar altın ve elmas değerindeki bilinç değerlerini, parlak sabun köpüklerine satan acınacak insanlardır. o ışıltılı köpükler kısa süre sonra patlayıp söneceklerdir…



