Fethetmiyor; çünkü fethedemiyor…
tıpkı bir insan ferdinin daha çok paraya, daha çok güce, daha yüksek makama “hayır” diyememesi gibi, bir devlet de daha çok nüfuza, daha büyük etki alanına “hayır” diyemez.
hâlihazırda ilgili devletler bir tür içgüdü halinde o amaç için çalışıyor zaten. bunu bilinçli olarak değil de, tabii bir temayül olarak yaptıklarını düşünün.
sonuç alıcı bir sıcak savaş ve çatışma için, öncesinde bin tane politik manevra yapmak gerekir. asker sevketmek ancak tüm politik süreç geçildikten sonra yapılabilir. yani mimar sinan’ın eserini inşa edebilmek için taştan daha çok kağıt(plan proje) kullanması gibi bir durum söz konusu.
dünya hakimiyetine oynayan devlet, siyasi manevralara girişince, karşısında hasmane güçler belirir ve pozisyon alırlar. onlar da mukabil politik hamlelere başlayınca oyun kilitlenir bir noktada ve daha fazla ilerlemek mümkün olmaz. bu arada irili ufaklı tüm devletler, bu çekişme esnasında taraflarını seçerler. böylece büyük güçler arasında kendilerine hayatta kalma fırsatı doğar. mesela türkiye, ikinci dünya savaşı sonrasında amerika ve nato’ya yaslanarak hayatta kalabilmiştir; yoksa geri kalmış bir ülke olduğu için kendi gücüyle ayakta kalması mümkün değildi.
dünya tarihi böyle kör topal ilerliyor işte… oyunun kilitinin açılması çok uzun zaman dilimleri gerektirebilir. eski devirlerde asırları bulan bu özel durumun, günümüzde daha kısa süreler gerektirmesi umulabilir; çünkü artık zaman daha hızlı ilerliyor. kilit bir kez açıldı mı, sıcak savaşın gelmesi yakın demektir; artık kim kimi imha edebilirse….
şahsen ben, önümüzdeki onyıllar içinde böyle bir durumla karşılacağımızı düşünüyorum. sürecin sonunda türkiye dünyanın büyük güçlerinden biri olarak zuhur edecek. bundan da eminim; ama öncesinde çok büyük acılar yaşayacağız, ondan da kaçış yok.
bu arada bilhassa hemen belirteyim ki, bu tür tarihi süreçlerin yaşanması deterministik kesinliktedir ve önlenmesi mümkün değildir. hani bizim ucube tarihçiler, “osmanlı’nın birinci dünya savaşında işi yoktu, hep enver’in suçu” diye saçmalarlar ya, o bakımdan hatırlatma ihtiyacı duydum.



