Bugünlerde aklımdan geçmeye başladı. Allah’tan biraz para istesem mi diye düşündüm. önce Mevlana’ya danışayım dedim ve mesnevi’den bir tefe’ül yaptım. bu çıktı:
•bu dünya sana tatlı bir şerbet verecek olsa, ona zehir karıştırır, öyle verir. bu yüzdendir ki, bedeninde yaralar açılır.
• sana, elli yâhut altmış altın verse bile, ey balık gibi gâfil olan kişi; o verdiği altınlar yemdir. seni avlamak için, onları oltasına takar da sana öyle uzâtır.
• dünya sana bir şey verecek olsa, onu yalandan verir. hilecinin sözü, içi
çürümüş ceviz gibidir.
• o çürümüş cevizlerin takırtısı yâni dünya nimetleri, dünyanın sana olan
vaatleri, senin aklını çeler. çünkü, yüz binlerce akıl onun için bir akıl bile değildir,
yâni dünya yüz bin aklı bile yoldan saptırır.
• senin gerçek dostun, senin heyben ve kesen gibidir. eğer sen râmin isen,
vise’den başkasını arama!
(vise ve ramin: iran selçukluları şairlerinden fahreddin esad tarafından yazılmış bir aşk hikâyesidir. ramin adlı bir delikanlının vise adlı bir kıza âşık oluşunu anlatan ve sekizbin beyitten meydana gelen bu eserin hicrî v. yüzyılda yazıldığı söyleniyor. mevlânâ’dan ikiyüz sene önce yazılan bu hikâye, şark edebiyatında “leylâ ve mecnûn” gibi meşhur bir aşk hikâyesidir)



