
Dindar olmak o kadar kolay bir şey olsaydı keşke.
bir takım bilgileri edinip, hayatını ona göre düzenlemek veya düzenlemeye çalışmakla dindar olunmuyor maalesef…
ilm-i hâl, hâlin ilmi demek…
yani kişi bir hâl yaşıyor ve bu yaşadığını da dile döküyor…işte ilim bu…
kitaplardan öğrenilen ilim ise felsefi bilgi oluyor. işte kıyametin koptuğu nokta tam burası…
Peygamber zamanında din, canlı canlı yaşanan bir şey idi. dine dair tüm bilgiler ise bu yaşanan hallerin bir ifadesi idi. yani canlı idi o ilimler.
daha sonraki asırlarda yapılan ise o canlı canlı yaşanan hallerin tek kare fotoğrafını çekmek ve dini tek boyuta indirip dondurmak oldu. tek kare bir fotoğraf, canlı bir sahnenin ne kadarını temsil eder ki?
canlı canlı yaşanan din insanı dönüştürüyor. tek kare felsefi bilgi mahiyetindeki din ise dönüştürmek bir yana, insanı baskıladığı için büyük patlamalara neden oluyor.
tek kare din, din değildir arkadaşlar…o artık siyaset ve yönetim için kullanışlı bir dogmadır ve bir baskı aracıdır. baskının sonu ise elbette isyandır. mesela iran’da hangimiz olursa olsun, bir süre yaşasaydık fena halde dinden tiksinirdik. ancak buradaki hata dediğimiz gibi, dogmayı din sanmaktan ileri geliyor. dogma insan doğasına tamamen zıt olduğu için otomatikman antitezini üretiyor ve din karşıtı hareketler patlıyor. ateizm, laiklik vs. gibi cereyanlar dogmanın tepkileridir.
önce musevilik, sonra hristiyanlık ve sonra da islam aynı kaderi paylaştı maalesef. zaten sözü edilen toplumların tarihi gelişimini takip ederseniz hep aynı çizgiyi görürsünüz. dogmanın tahakküm ettiği bir dönem ve devrimlerle o düzenin yıkılışı. bizde de aynısı olmadı mı? yoksa bizdeki düzen, bir takım saf müslümanların sandığı gibi yahudiler tarafından veya sinsi bir din karşıtı komite tarafından yıkılmamıştır; süreç zorunludur; çünkü diyalektiğin kanunları gereğince ifratı mutlaka tefrit takip eder.
yok öyle önce dini öğrenelim, sonra yaşayalım…öğrendiğin ancak tek kare resmin felsefesidir. sen istediğin kadar kuran, hadis vs. de…öğrendiğin yine tek kare resmin ölü bilgileridir.
dini hakikatiyle birlikte ancak o dini yaşayan birinden öğrenebilirsin. insandan…yaşayan insandan…onu da zor bulursun…
“bir şeyin tamamı elde edilemiyorsa, elde edilen kısmından da vazgeçilemez” prensibince artık elden geleni yapacağız; ama yaptığımız idaretendir, onu da biliniz. mükellef sofraya oturma şansı bulamayan bir adamın, kuru ekmek kemirmesi neviindendir işimiz.



