Okuyucu MesajlarıHakikatPeygamberler

Edep 3

Bir okuyucu mesajı:

“edebi edepsizden öğrendim” tefekkürüne hayran olmamak elde değil! hayatı yüksek bir farkındalıkla okuyan bir şuura işaret ediyor. edepten bir hayli uzak olan, o hali kendisinde barındırmayan biri dahi çevresini aydınlatabiliyor. muazzam bir sistem! tabi bu muazzamlık, bu sistemin sahibi ve ona mecla(ayna) olup nakıstan sırat-ı müstakime ulaşan kişi içindir.

nihayetinde “tecelli meclaya tabiidir” derler. edepsizden edebi öğrenen olduğu gibi edepsizliği öğrenen ve onu hâl edinen de olur. herkes istidadınca tecelli alır el-alim’den. istidatın yüksek ise uzakmış demeden koyulursun yola, ilmini çin’den de alırsın.

hayatı ve hakikati okumaktan perdelenmemek için vasıtalar edinmeli insan. bunlarla, “karşılaştığı her bilgiyi ait olduğu çerçeveye yerleştirebilmeli; her fikrin taşkınlığını yok edip orta yolu bulabilmeli” dir.

“varsa elinde mihengin, bilgiyi/bilgin’i vur ona, değerini göstersin sana.
varsa elinde musa’nın âsâsı, sana ne gam; isteyen istediğini atsın ortaya. senin âsân anında yanlışı doğrudan ayırt eder. “

bu vasıtalar, kişideki istidatın, anlayış ve kavrayışın yüksekliğine delildir. hülasa, varsa nasibin hiçbir etikete takılmadan alacağını alırsın. yeter ki almayı bil. zaten büyüklük, küçüklük; yakınlık, uzaklık; hayır,şer kavramları kesret âlemi için değil miydi?

not: mesnevi’de geçen “taassub yüzünden hristiyanları öldüren yahudi padişahın hikâyesi” başlıklı hikmetten oldukça etkilendim. hikâyede geçen vezir, isâ peygamberin öğretilerinin manasını anlamayıp vahdet anlayışının özüne vakıf olamamış, kabuk kısmında dahi kalamamıştır; kötü emeli sonucu. ne var ki mevlana hazretleri, vezirin ağzından birbirine zıt gibi görünen hikmetleri çok güzel açıklamıştır. vezirin ağzından adeta bal damlatmıştır.

“vezirin sözleri, anlayışlı ve zevk sahibi olmayanların boyunlarına birer halka olup geçiyordu. “ (anlayışlı ve zevk sahibi kişileri, elinde mihengi ve Musa’nın asası olan kişiler olarak düşündüm)

hayat işte! kimi, edepsizliği hâl edinenden edebi öğrenir. kimi, vezir gibi dilindekini kalbine indiremez ve elindeki hazineden bihaber yaşayıp gider. kimileri de ‘dışı bilgelikle uyum halinde olup içi dışıyla çekişeni’ fark etmez ve ona tabii olur. istidat ve nasip meselesi sanırım.

isnetus 28.04.2019 21:34

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu