Günümüz şartlarında artık herhangi bir anlamı kalmayan düşmanlık. asli manayı kaybedip kupkuru bir şekilcilikten öteye gitmez. üstelik işin çok boyutları vardır.
öncelikle şu hükmü verelim: “tarihte her ne olmuşsa öyle olması gerektiği için olmuştur, başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur. son tahlilde her şey kaderin bir cilvesi…
bir de işi tersten inceleyelim. faraza, Peygamberin vefatından sonra hz. ali, halife olsaydı ne olurdu? cevabı basit ondan sonra yerine oğulları geçer ve öyle devam ederdi yani iktidar hz. ali soyunun tabii bir özelliği olur ve kimsecikler aksini iddia edemezdi. ama ya daha sonra?
her toplumda olduğu gibi mutlaka zaman içinde memnuniyetsizler içten içe muhalif bir cereyan oluştururlardı. en çarpıcı nokta şu olurdu: muhalifler islam dininden tamamen kopar başka bir inancı benimserlerdi çünkü peygamberin soyuna islam adına itiraz etmek ne mümkün?
peki bu muhalif hareket bir gün başarıya ulaşınca olabilecekleri tahayyül edebiliyor musunuz? peygamberin soyu ve onların ayrılmaz bir vasfı islam dini ve onların taraftarları hepsi hedef olurdu. muhalifler islam dinini kesinlikle yeryüzünden silmek hedefini güderlerdi. büyük ihtimalle de başarırlardı çünkü asırlar içinde kargaşa dönemlerinde mutlaka bir fırsat çıkardı.
burada emevileri falan savunmuyorum. sadece zihin cimnastiği yapıyorum. lafı fazla uzatmamak için temel noktalara değindim geçtim. gerisini de siz hayal edin…



