
Erkeklerin Annelerini Aramadan Duramamaları
Benim hem kendimde hem de arkadaş çevremde gözlemlerim şunlar oldu:
sağlıklı gelişen bireyler yirmili yaşlarda ailesinden kopma eğilimine giriyor ve arkadaş çevresi olağanüstü önem kazanıyor. arkadaş ilişkileri aile ilişkilerinin yerini alıyor.
otuzlu yaşlarda ise kişiye bir aydınlanma geliyor ve “meğerse herkes kendi çıkarının peşinde imiş, aile gibisi yokmuş, beni gerçekten düşünen ancak ailemmiş” diyor. aile tekrar önem kazanıyor. ancak bu aşamadaki aile düşkünlüğü öncekinden oldukça farklı oluyor. yirmi yaş öncesindeki aile yakınlığı tamamen bağımlılık türünde iken, bu daha çok nesnellik ve şefkat kaynaklı bir eğilimden kaynaklanıyor.
evet bu otuzlu yaşlarda gelen aile düşkünlüğünün asla kınanacak bir tarafı yoktur. zira bağımlılık türünden değildir; olması gerekendir.
ancak bir arkadaşımın bu süreci hiç de sağlıklı olarak atlatamadığını, otuzlarında bile annesine danışmadan hiçbir iş yapmadığını hayretle müşahade etmiştim. bu durumun kesinlikle sağlıklı olmadığı açıktır.
sanırım günümüzde bu türden akıl yaşı olarak büyüyememiş ve tıpkı çocuk gibi annesine bağımlı erkeklerin sayısı oldukça fazla. kadınların da böyle erkeklerden şikayet etmesini gayet haklı bulduğumu belirteyim.
bu durumda olanlar boşuna kendilerini suret-i haktan göstererek vahim durumlarını perdelemeye ve örtmeye çalışmasınlar.
bu noktada yegane çözüm, sadece biyolojik olarak yaş almakla yetinmeyip, akıl yaşı olarak da çocukluktan çıkmak ve büyüyebilmeyi becerebilmektir. bu aşamada hakikat ehlinden ders almak oldukça faydalı olacaktır(mesela düzenli olarak her gün mesnevi okumak gibi).
son olarak şunu da belirteyim, insanların çoğu o bahsettiğim otuzlu yaşlarda ulaşılan bilinç ile ömürlerini hitama erdirirler. ancak sanmayınız ki, o bilinç işin nihayetidir. insan bilincine herhangi bir had veya limit konulmamıştır. çok az bir kesim o bilincin dahi ötesine geçmeyi başarabilmektedir.
kalp aile, hatta tüm insanlardan, hatta tüm mahlukattan kesilmekte ve hakka doğru yol almayı tercih etmektedir. ancak kalbin kesilmesini, kişinin ailesinden yüz çevirmesi olarak algılamayınız. ilişkiler şeklen korunmakta, hak ve hukuka riayet edilmekte, ama kişi iç aleminde tüm bağları geride bırakmış olmaktadır.



