
”Tahtında oturan aksakallı tanrı, onun etrafında pır pır uçuşan melekler, elinde üç başlı tırmığı olan, sivri kuyruklu ve kırmızı zebaniler vs.” şeklinde karikatürize bir din anlayışının tanrı algısı tam da böyle olur..
öncelikle söyleyeyim. bu evrende cereyan eden her hadise belli bir düzen içinde gerçekleşir. gelişigüzel ve keyfi hiçbir iş olmaz. her şey kurallar dahilinde cereyan eder. evrendeki düzen ilahi isimlerin bir yansımasıdır. isimler de zata bağlı olduğu için, son tahlilde her iş allah’a raci olur.
peki ebrehe o devrin hak dini olan hristiyanlığa inandığı halde, niçin allah putperest mekke’lilerin tarafını tuttu ve ebrehe ve ordusunu helak etti?
düzeni ve çalışma mekanizmasını bilirsek, bu soru kendiliğinden düşecektir. bir hadiste denilir ki, “başka yerlerde sadece fiillerinizden sorumlusunuz; ama kâbede düşüncelerinizden de sorumlusunuz”.
normalde fiile çıkartılmamış bir düşüncenin pozitif veya negatif enerji üretme gücü çok düşüktür(evliya ve enbiya hariç). fiile çıkartıldığında ise oldukça güçlü bir enerji yayınına sebep olur. bu da hem yayını yapana hem de çevresine şiddetle tesir edecektir. kâbenin bulunduğu mevki ise boyutsal geçiş kapısı gibidir. o noktada madde iç boyutlarına kadar yarılmıştır ve melekût boyutuna, hatta daha üst boyutlara kadar açıktır(kudüs de böyledir).
dolayısıyla o mevkiden çok müthiş pozitif enerjiler yayılır çevreye. zemzem suyu dahi o enerjileri absorbe ettiği için değerlidir. insanın dahi kâbe yakınında iken alt ve üst beyni söz konusu yayından büyük etki alır ve artık düşünce faaliyeti bile adeta fiil seviyesindeki gibi güçlü olur. zaten hacca gidenlerin günahlarının affedilmesi bu nedenledir. hem güçlü beyin yayını hem de topluca yapılan dualar(cemaatin çarpan etkisi) onlardaki negatif enerjileri tamamen yok etmektedir.
kısacası, kâbe bir nevi sizde ne varsa, onu güçlendirerek size iade etmektedir. eğer kâbeye çarpık ve bozuk bir kalple giderseniz, daha beter çarpılırsınız. temiz bir kalple giderseniz de ihya olursunuz.
ebrehe ve ordusunun imha olmasının hikmeti sanırım anlaşılmıştır bu noktada.
mesele çok basit aslında. kâbeyi yıkma ve imha etme niyetiyle geldiği için, o niyeti kendisine iade edildi sadece. yüksek enerji alanına ne niyetle girersen, karşına çıkacak olan da odur. imha etmek için gelirsen, imha edilirsin.
kâbenin sel veya doğal felaketlerle yıkılması mümkündür veya niyeti kâbeyi yıkmak olmayan ve sadece siyasi çekişmeler yüzünden istemeden kâbeye zarar verenlere ise bir zarar erişmeyecektir.



