Gadir-i Hum 3
Ne demiş mao?
“iktidar namlunun ucundadır”
siz eski devirler için namlu yerine kılıç kelimesini kullanabilirsiniz. iktidar hakkı tabiatı icabı herhangi bir kurala bağlı kılınamaz. bu tıpkı “islam neden köleliği kaldırmadı?” diye sormak gibidir.
islam köleliği kaldırmadı ama onu mümkün mertebe hafifletecek tedbirler koydu, insanları merhamete sevk etti. çünkü kölelik altyapı şartlarından doğan zaruri bir beşer ilişkisi türüdür. üretim biçimi değişmeden köleliğin kalkması düşünülemez.
bir köleye tarlada pamuk toplatabilirsiniz ama fabrikada çalıştıramazsınız çünkü bir sanayi işçisinin belli bir eğitimden ve bilinçlendirme(modern vatandaşlık bilinci) sürecinden geçirilmesi gerekir. ancak böylelikle çok daha karmaşık rollerin üstesinden gelebilir.
bu sebeple köleliğin kalkmasının tek nedeni sanayileşme sonucu farklı bir tür iş gücü ihtiyacıdır. insanların çok daha merhametli olması veya hümanizm değildir. bu tür söylemler sadece yaldızlı bir ambalaj ve kılıftır.
belki de bundan yüz yıl sonra sanayi işçisi de tedavülden kalkacak ve insanlar sanayi işçilerinin aslında modern köleler olduklarını çok daha rahat görebilecekler. o zaman da soracak mısınız? “islam neden sanayi işçilerini özgürleştirmedi” diye.
demek ki neymiş?
altyapı ve üretim ilişkilerinin zorunlu kıldığı toplumsal kurumlara yukarıdan vahiyle veya akli kurgularla müdahale etmenin bir faydası yokmuş, hatta külliyen yanlış bir işmiş.
bu kadar lafı niye ettim?
iktidar, siyaset ve güç olgularının da aynı kanuna tâbî olduğunu gösterebilmek için. aslında bütün hadiseler gözümüzün önünde cereyan etmiş ve ediyor.
tarihte kim güçlüyse muhaliflerini tasfiye etmiş ve iktidarı ele almış. siz başka bir şey görebiliyor musunuz? görüyorsanız söyleyin, çekinmeyin.
işte bütün bu nedenlerden dolayı ne Kuran’da ne de sünnetde iktidar ve siyaset ilişkilerine dair net bir hüküm bulamazsınız. yani “domuz eti yemeyin” netliğinde bir ahkam söz konusu değildir.
hüküm şudur:
“islamda idare şekli yok, idare ruhu vardır”
son olarak, altyapı şartlarını mutlaklaştırıp vahyin üstüne çıkardığımı düşünenler olabilir. onlar için de, vahdet-i vücud ehlinin büyüklerinden Abdülkerim Ceyli hazretleri söylesin;
” Allah-u taâlâ, ancak dilediğini yapar..
Allah-u taâlâ’nın dilediği ise.. hakikatlerin iktiza ettiği şeydir..(hakikatlerin iktiza ettiği şey= ateşin yakması, kütlenin diğer kütleyi çekmesi vs…)
onun tağyir(başkalaştırma) yolu yoktur.. tebdil(değiştirme) olması da imkânsızdır.. “



