Gobi Çölü’nü Üç Günde Yürüyerek Geçen Türk Gezgin
Bu arkadaşın yaptığı işin bir hakikati var elbet. eski zamanlarda bir kısım dervişler “sefer”i kendilerine prensip edinmişlerdi ve asla bir yerde 3 günden fazla kalmazlardı; zira alışkanlık, kanıksama, ünsiyet sebebiyle bilinçlerinin körelmesini, hassasiyetlerinin kaybolmasını istemezlerdi.
bu seferi arkadaşın yaşadıkları, gördükleri, çektikleri sebebiyle bize nazaran bilincinin duyarlılığı daha fazladır, hassasiyet telleri daha gergindir, daha akordludur; keşke o kazançlarını, asıl hedef doğrultusunda yani iman ve marifetullah tahsili konusunda kullanabilseydi.
evet, “sefer” yönteminin getirileri çoktur; ama zorlukları da pek görmezden gelinecek gibi değildir. bu sebeple büyük sufi önderlerden biri olan abdülhalik güçdevani hazretleri, tasavvufta yeni prensipler vaz’ etmiştir; bunlardan biri de “sefer der vatan-vatanda sefer” ilkesidir; yani bu ilkeyle dervişe şunu öğütlemektedir:
” dış dünyada sefer zordur, meşakkatlidir; zaten seferden maksat insan bilincinin donmasını önlemek ve aynı hal üzere kalmasını engellemektir; eğer gereken özeni gösterirsen, ikamet ettiğin yeri değiştirmeden bilincini hareketli kılablirsin; bu yöntem daha kolay ve daha kazançlıdır; seferini vatanda yap, yani kendi bilincinde, gördüklerini değil, göreni ve değerlendireni değiştir”
nitekim şair de bunu hissetmiş olacak ki, şu mısraları döktürmüş:
ne yalanlarda var, ne hakîkatta,
gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
boşuna gezmişim, yok tabiatta,
içimdeki kadar iniş ve çıkış.
(nfk)



