Evliyalar

Helva

Abdülkâdîr geylânî hazretlerinin öğrencilerinden biri huzuruna çıkarak:

-efendim! Allah sizi ihsanının kapısı kılmıştır. onun için istediğiniz kimselere nazar-ı âlîniz ile bir çok rütbeler veriyorsunuz. ben de size epey hizmet ettim, bana hâlâ bir şey ihsan etmediniz; niyaz ediyorum… demiş.

geylani hazretleri:

-pekâlâ, bugün bir helva pişir de bakalım allah neler ihsan eder,

senin de gönlün olsun!..» buyurmuşlar.

adamcağız:

-başüstüne diye sevinerek helvayı pişirmeye başlamış.

o esnada hindistan’dan bir heyet geliyor, hazreti ziyaret ettikten sonra:

-efendimiz! hükümdarımız öldü, bize bir hükümdar atamanızı niyaza
geldik… diyorlar.

hazreti gavs, helva pişiren adamını çağırarak:

-nasıl… hint padişahlığını kabul eder misin? diyor.

adamcağız pür neşe:

“aman efendim, ihsan buyurdunuz” diye can atarak sevinirken, geylani hazretleri:

-yalnız seni şu şart ile oraya padişah atıyorum: ne kazanırsan yarı yarıya olacak.

pek tabiî olarak öğrenci minnetle kabul etmiş şartı. nihayet hindistan’da büyük bir saltanata, muazzam saraylara, debdebelere, güzel asil bir hanıma ve bir de erkek evlâda sâhib olmuş ve aradan on bir sene geçmiş.

bir gün geylani hazretlerinin hindistan’a yolu düşmüş. eski öğrencisi, yeni hint padişahı onu büyük bir ihtişamla karşılamış ve konuk etmiş. bir müddet sonra geylani hazretleri dönüş için hazırlanırken:

-yalnız seninle bir sözümüz vardı. seni buraya padişah olarak gönderirken ne kazanırsan yarı yarıya olacak diye sözleşmiştik. artık memleketime dönüyorum. hesabımızı çıkartalım, demiş.

padişah bütün servetini tespit ettirerek yarı yarıya ayırmış ve hazretin huzuruna arz etmiş.

geylani hazretleri:

-iyi ama senin bir de oğlun oldu. onu da taksim etmemiz gerekiyor demiş.

padişah şaşırmış ve

-o nasıl olacak efendim? demiş

hazret:

-çocuğu ikiye böleceğiz sana istediğin tarafı vereceğim, demiş.

çocuk ortaya getirilmiş. geylani hazretleri kılıcını çıkartmış ve

-destur, deyip çocuğu tam ikiye böleceği esnada, padişah belindeki mücevher işlemeli hançerini çekerek:

-ey sihirbaz herif! senelerce bana hizmet ettirdin. yetmiyormuş gibi şimdi de tesadüfen elime geçmiş nimeti almak istiyorsun, demiş ve tam hançerini hazretin göğsüne saplamak üzereyken kendine gelmiş ve bir de bakmış ki elindeki kaşık, tenceredeki helvaya saplanıyor… ne saraydan eser var, ne çocuktan, ne de saltanattan…hepsi bir durugörüden ibaretmiş meğerse.(keşif= yakaza= durugörü= gözü açık görülen rüya))

bu hal karşısında şaşkın şaşkın bakakalan öğrenciye geylani hazretleri gülümseyerek:

-oğlum karıştır helvayı karıştır… henüz helva kıvamını bulmamış, demiş.

not: öğrencinin yaşadığı durugörü rüya içinde bir rüyadır; zira aslında dünya hayatı da bir rüyadan ibarettir.

esasen tüm insanlık olarak bizler şu anda mahşer meydanında ayakta bekliyoruz. dünya hayatının tamamı ayakta uyuklarken saniyeler içinde gördüğümüz bir rüyadan ibarettir.

bir rüya ki, insanın ne idüğünü ortaya dökmektedir.

para, şöhret, lüks hayat, makam mevki…hepsi hayalden ibarettir.

isnetus 19.02.2020 03:51

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu