
Dikkat ederseniz gelişmiş sanayi toplumu oldukları halde kraliyet olarak anılan avrupa ülkeleri vardır günümüzde. halbuki krallık gibi bir feodal yönetim biçiminin ancak tarım toplumlarında hükmü ve geçerliliği olabilir.
bir sanayi toplumunda feodal yönetime dair ünvanlar ve makamlardan bahsetmek abestir. bu katı gerçekliğe rağmen hâlâ onların varlığı söz konusu ise, artık onlar tamamen sembolik hale gelmiş demektir. reel yönetim zorunlu olarak sanayi toplumunun gereklerine göre teşekkül eder.
peki o ülkeler sembolik de olsa feodal rejim kalıntısı makam ve ünvanları niçin muhafaza yoluna gitmişlerdir?
cevabı yine sanayi toplumunun temel yöneliminde aramalıyız. demek ki bunu daha kazançlı bir yol olarak görmüşlerdir.
kraliyet düğünleri, geleneksel törenler vs. hem turist çekmekte, hem de halkın bilinçaltındaki evrensel arketiplere hitap ederek onları mutlu etmektedir. ayrıca hayallerini gıcıklamakta ve onları oyalamaktadır. bu sembolik kraliyetler, saf rasyonel sanayi toplumu rejimlerine göre pr açısından daha başarılı olmakta ve devletin saygınlığını artırmaktadır.
şimdi bu girizgahtan sonra başlıktaki asıl konumuza dönelim…
hindistan= hakikat yurdu
hint bülbülü= hakikati ilan eden kişi, hakikatin tercümanı
begüm= hint prensesi
nefs dişidir; evet bir erkeğin dahi nefsi dişidir. buna karşılık ruh erildir; bir kadının dahi ruhu erildir.
eğer bir kimse ruhunu kemal noktada arındırır ve hakikat yurduna yükseltirse, o kimsenin ruhunun rüyalar aleminde kraliyet tahtına oturduğu, taç giydiği ve asa sahibi olduğu görülür(hitler almanya’sında mareşallik rütbesi alan subaya bir asa verilirdi. bu da yine aynı bilinçaltı arketipinin dış plana yansımasından ibarettir).
eğer o kimse tasavvufi yolculuğu tamamlayıp nefsini dahi arındırmayı başarırsa ve hakikat yurduna iletirse, ki bu çok zor bir işlemdir, artık o kimsenin nefsi “begüm” ünvanı alır; yani bir hint prensesi olur.
arınmamış bir nefsin prensesliği sırf kuru bir iddia ve boş bir zandan öteye gitmez. hatta arınmamış bir nefsin rüyalar alemindeki görünümü çingene suretindedir. hiçbir çingeneye prenses muamelesi yapılmaz.
tüm varoluş bir çingeneye ancak çingene muamelesi yapar.
bir prensese ise kurttan kuşa tüm varoluş, el pençe divan durur.
not: bir arkadaş az önce şöyle bir mesaj atmış:
bugün simit almaya gitmiştim, orada hintli bir adam ile karşılaştım. sonrasında daha önce hiç girmediğim bir dükkana da uğramam gerekti, dükkanın kapısında serhend yazıyordu, hemen imam-ı rabbani hazretleri aklıma geldi. ondan sonra da eve gidince yazınızı okudum ve tüm bunlar yazınızla tevafuk oldu.



