Biri gelip peygamber efendimize sual etti:
– ya Resulallah cennete götürecek amel nedir?
– Allah’a ortak koşmazsın, farzları yaparsın, farz olan namazı kılarsın, farz olan zekatı verirsin, ramazan orucunu tutarsın.
– ya Resulallah bu söylediklerinizden başka yapılması gereken şey var mı?
– farz olarak bu kadardır; ama nafile olarak yapmak istersen başka.
– Allah’a yemin ederim ki, farzları yaparım daha fazlasını yapmam.
adam dönüp giderken Peygamber Efendimiz buyurdu ki:
– cennetlik bir kimse görmek isteyen bu adama baksın.
(buhari, müslim, ebu davud, nesai)
not: hadisin başındaki “ortak koşmazsın” ifadesi günümüz insanı için çok daha başka süreçleri içine almaktadır. zira peygamberin sohbetinde bulunan kimse nefsini çok kısa sürede arındırma şansına sahiptir. bizim ise böyle bir şansımız bulunmuyor maalesef.
nübüvvet nurunda yıkanma şansı bulunmayan bizlerin nefsi, ancak çok uzun gayretler sonucunda emmare mertebesinden kurtulabilmektedir. emmare mertebesindeki insanda tüm duygular ters dönmüştür. o kişi illetlidir. her nefesinde ortak koşar. her yaptığı iş de aynı şekilde marazi olur.
günümüz insanı için en acil iş, ibrahimi bilince ererek emmare çölünü bir an önce kat etmektir. bunun en kolay yolu, günlük 500 adet “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” tesbihini yapmaktır. bu tesbihe devam eden kimse, her kırk günde bir arınma işleminden geçirilir. böyle böyle nihayet temize çıkar.
o kimse böylece “ortak koşmaksızın” sırrına mazhar olur.
çölü geçmek isteyen kimsenin dayanıklı ve seri bir devesi(la havle) ve sadece yetecek kadar azığı(farzlar) olmalıdır. azığın fazlası ağırlık yapar ve yolda bırakır.
bizler önce ibrahimi, sonra musevi, sonra da isevi bilinç aşamalarını kat ederek, uzun sürede tafsili bir süluk* gerçekleştiriyoruz. o da yöntemini bilir ve riayet edersek…sahabe ise hiç tafsile girmeden kısa sürede doğrudan dördüncü bilinç mertebesine geçiyor.



