İbadetsiz İnsanın Allah Katında Değeri Yoktur
İbadet, ubudiyet her varlığın yaratılış istikametinde davranması ve fiiller ortaya koymasıdır. bunu aksi terk-i vazife ve ihmaldir ve cezayı gerektirir. her mahluk kendi vazifesini ister istemez yapar bu onların ibadetidir.
irade noktasında sadece insanoğluna bir muhtariyet/özgürlük tanınmıştır. kendi tercihini kullanarak görevini ihmal edebilir. peki insanoğlunun yaratılış gayesi nedir? Allah, kainatı insan, insanı ise kendini tanıması için yaratmıştır. ölçü budur…
kainat, Allah’ın bir eseridir, açılmış bir kuran’dır. bizden onu “oku”mamız istenmektedir. onu okuyabilirsek allah’ın ilahi isimlerini idrak edecek ve onu bir ölçüde tanımış olacağız. tıpkı bir resme bakarak ressam hakkında yorumlar yapmak gibi…
mesela, resimde güzellikler, estetik unsurlar görürsek ressamın estetik duygusunun gelişmiş olduğuna hükmederiz yani, ya latîf, ya cemîl…
resimde ilim ve hikmet unsurları görürsek, ressamın bunlardan anladığına yorarız yani, ya alîm, ya hakîm…
vs…
dolayısıyla insandaki potansiyel, ancak ibadet yani yaratılış amacı doğrultusunda davranması şartıyla açığa çıkar. muazzam bir sanatkar düşünün, bir eser ortaya koymuş ama o eseri anlayacak incelikte insan yok.
nihayet bir kaç insan çıkıyor(peygamberler) ve eseri takdir ediyor. diğer gafil insanlara da sanat dersi verip onları kabalıktan kurtarıyorlar. işte bu muazzam sanatkar öncelikle o öğretmenlere sonra da onlardan ders alıp kendilerini geliştirmiş insanlara değer verir.
ince işlemeli eserleri sobada odun niyetine kullananlara neden değer versin? bilakis onlara gazap edecektir…



