
İdealize Etmek
Emmarenin veya tabiat ve madde seviyesine düşmüş bilincin en ağır hastalıklarından biri de hayal, fantazi ve idealize etme iptilasıdır.
pek çokları bu hastalık yüzünden neredeyse her şeyden mahrum oldular.
müslüman ol dersin; ama dinciler şöyle böyle der reddeder…çünkü hayalinde idealize ettiği masal kahramanı gibi bir müslüman tipolojisi vardır. reel hayatta öyle bir müslüman göremeyince kesip atar ve toptan reddetme yoluna gider.
tasavvuf anlatırsın, senin eksik gediklerine, kusurlarına odaklanır; kırk tane kulp takıp uzaklaşır.
halbuki hayat böyledir. her yerde her zaman hak ve bâtıl iç içe ve karışıktır. saf iyi, saf güzel, tam doğru, kusursuz insan yoktur. onu masallar alemi haricinde bulmanız mümkün değildir.
başarılı olanlar kıra döke başarılı oldular…ilk yaptıkları bozuktu…gittikçe daha az bozuk yapmayı öğrendiler. kusursuzluğa ulaşamadılar ama idare eder seviyeye ulaştılar. bu da yeterli oldu.
karanlık kutup tarafından ele geçirilmiş ve ağır bilinç çarpıklığı içine düşmüşler ise bir hayal ve fantazi uğruna gözlerinin önündekini reddettiler. zaten mahrumdular; mahrum olarak da gidecekler.
halbuki kural çok basittir: eğer sen bilinç konusunda ilkokul üç öğrencisi isen, ilkokul beş öğrencisinin bile sana verebileceği çok şey vardır.
herkes bilinç olarak kendinden yüksek olanın öğrencisi, kendinden düşük olanın ise hocasıdır. bu kadarcık basit bir gerçeği bile, “ama bu profesör değil” diye reddedersen, bulunduğun bilinç seviyesinde çakılıp kalırsın. kendine yazık edersin.
bu devirde bilinç okulunun profesör seviyesindeki hocaları mevcut mudur?
eğer öyle ustalar varsa bile, seni niçin kabul etsinler ki? öyle bir ustanın ilkokul çocuğunu öğrenci olarak kabul etmesi hiç akıl kârı bir iş olur mu?



