Işid’in Kamyonlar Dolusu Genci Kurşuna Dizmesi
Din, en geniş anlamda, kainatta işleyen düzenin kurallarından ibarettir ki, eskiler bu düzene devlet-i aliyye demiş(osmanlı devlet-i aliyye kavramını oradan aparmış ve benzetme yoluyla ve kendini meşrulaştırma amacıyla kullanmış)
bu düzenin kurallarını bize açıklayanlar ise peygamberler olmuştur. onlar özel istidatları sayesinde işleyen düzeni farketmişler ve insanlığı uyarmışlardır. bu öğretiler zaman içinde güç sahiplerinin elinde birer dogmaya, ideolojik hegemonya aracına dönüşmüştür, ki o da ayrı mesele.
düzenin kurallarını çiğneyenlerin hapse atılması normaldir. zaten kurallar el an geçerlidir.
mesela kafanı duvara vursan, kafan kırılır.
köprüden atlarsan parçanı bulamazlar.
kısa süre içinde ayrılacağın dünyaya fazla gönül verirsen, diğer tarafta azap(ayrılık acısı) çekersin.
hem dünyada, hem de ahirette rahat bir hayatın sırrı düzenin kurallarını iyi anlamak ve onları kendi faydan doğrultusunda istihdam etmektir.
batı bugün belli bir gelişmişlik ve refah içindeyse, bunu varlığın formu olan madde boyutunun bir kısım sırları çözmüş olmasına ve onları kendi ihtiyacı doğrultusunda faydaya dönüştürme becerisine borçludur.
ışid’in zalimliği iki sebepledir,
1. siyasetin gereği: siyasetin dini imanı olmaz. siyaset icabı adam babasını, çocuğunu bile katlediyor. başkasına mı acıyacak.
2. ilahi kelamın 1400 yıl öncesi şartlarda, o topluma özgü kalıplaşması gerçeğini anlayamayıp, o devre ait şekil unsurlarını bile olduğu gibi günümüze taşıma yanlışlığı. halbuki korunması gereken şekil değil sadece özdür. zaten evrensel olan, bütün zamanlara hitap eden de, şekilden azade, bu saf özdür.



