Zorların zoru bir iştir.
“istikamet kelimesindeki sin harfi, arapça’da herhangi bir şeyi talep etmek için kullanılır. buna göre istikametin manası şudur: istikamet sahipleri, hak teâlâ’dan, kendilerini tevhid üzere tutmasını, sonra verdikleri sözü yerine getirmede ve kendilerine çizilen sınırları korumada sürekli muvaffak etmesini isterler.” (ebû bekir b. fûrek)
istikamet çizgisinden sapmamak için tenzih ve teşbih kanatlarını ahenkli çırpmak gerekir.
eğer tenzihe ağırlık verip Allah’ı ötelerin ötesine atarsak, bir müddet sonra şuurda zorunlu olarak alemleri yaratıp bırakmış, alemlerden el etek çekmiş veya yüceliğinden ötürü bizle uğraşmaya tenezzül etmeyecek bir tanrı imajı oluşur.
işlerin bu noktaya varmasıyla yahudi tipi bir zihniyete bürünmemiz, gırtlağımıza kadar dünyaya batmamız kaçınılmaz hale gelir.
eğer teşbihe ağırlık verip, Allah’ın her birimde “görünen-zahir olan” olduğuna yoğunlaşırsak da, hristiyanlık türü bir sapmaya uğrarız. din büyüklerini kutsallaştırma hatta ilahlaştırma, azizler üretme, deccallar türetme safhasına gireriz. hatta materyalizmi andırır şekilde, donuk bir evren-tanrı, mekanik-tanrı yanılgısına düşeriz.
veya sanki Allah kendisiyle konuştuğumuz, tartıştığımız, kimi zaman yalvardığımız insani özellikli hayali bir arkadaş konumuna iner.
hasılı, bu iki kanadı dengeli ve ahenkli çırpmadığımız sürece istikametimizi koruyamayız. bu tıpkı, müslümanın hep ümit ile korku arasında olmak zorunluluğu gibidir.
gazali, iki aşırılık arasındaki orta çizginin “kıldan ince kılıçtan keskin” olduğunu ifade ettikten sonra(dikkat! burada sırat köprüsünün aslında ne olduğu ortaya çıkıyor) iki aşırılıktan birine sapmadan dosdoğru çizgide ilerlemenin neredeyse imkânsız olduğunu, bu sebeple kurân-ı kerîm’de (meryem 71-72) sırât-ı müstakîme yakınlığın kurtuluş için yeterli görüldüğünü belirtir ve şöyle der:
“istikametin zorluğundan dolayı her mümin kulun günde on yedi defa (beş vakit namazın farzlarında), ‘bizi sırât-ı müstakîme ilet-istikamet çizgisinde tut” (el-fâtiha 1/6) diyerek dua etmesi gerektiği ifade edilmiştir”



