1. barış içinde bulunma, huzur
2. güzel, hoş kadın
anlamlarına geliyormuş “selma” ismi.
selma ismi bana direkt necip fazıl’ın ondan iki yaş küçük kızkardeşini hatırlatır ve pek hüzünlendirir.
ağır ceza reisi ve devrinin kodamanlarından olan necip fazıl’ın dedesi, eski tip bir adamdır ve kız çocuklarına pek değer vermez. o yüzden selma’nın boynu hep büküktür ve mahzundur. necip fazıl’a yeni bayramlıklar alınırken, o sessizce köşeden izlemekle yetinir.
necip fazıl tüm bu tabloyu kendine özgü etkili üslubuyla anlatırken içiniz parçalanır, gözleriniz dolar. zaten bu mahzun küçük kız 6 yaşında vefat etmiştir.
necip fazıl’ın en büyük pişmanlığı da yine selma’ya dairdir:
bir gün necip fazıl dedesinden bir altın lira alır. kızkardeşi altın parayı görünce elinde diş izi olan elmayı ona uzatır ve “abi! sendeki altınla bu elmayı değişelim mi? biraz ısırdım ama ziyanı yok değil mi?” der.
küçük necip fazıl, takası kabul eder ve altını selma’ya verir. zaten necip fazıl’ın çok cömert biri olduğunu tüm tanıyanları söyler. hatta “mina urgan” bile onun cömertliğinden bahsetmiştir.
necip fazıl’ın en büyük pişmanlığı ise şudur: “niçin altın parayı verdim de elmayı aldım, elmayı da ona bıraksaydım ya” der.
selma’nın hüzünlü hikayesini okuduktan sonra, kız çocuklarına ayrımcılık yapanları boğma isteği oluşmuştu bende. şimdi boğma isteği olmasa da, daha üst seviye bir bilinç temenni ediyorum insanımız için.



