Kemalist tam da bu karikatür tiptir zaten. zencinin beyaza bakışına, haletine ve tavrına sahiptir. beyaz adama karşı kompleksli, hastalıklı, dengesizdir. ona karşı hem hayranlık, hem bir parça düşmanlık gösterir.
ondan bir övgü koparmaya görsün, dünyalar onun olur. “bir fransız gazetesi türkler hakkında bilmem ne tarihinde şunu şunu yazdı, işte biz böyleyiz…” falan filan… kendinden geçer, vecde gelir.
hem ağzından beyaz adamın bahsi eksik olmaz, hep ona özenir, hem de bir türlü beyaz adamın sırrını çözemez. neden beyaz adam ne kadar yüce, ne kadar büyük? sakın ırki bir şey olmasın? bu şüphesini bastırmak ve telafi etmek için hemen yeni zırvalar üretir. “bir türk dünyaya bedeldir, kanımız şöyledir, böyledir…” ama ne yapsa nafile, bir türlü arayı kapatamaz. çünkü maymunca bir taklidin, insanı taklit ettiği şeyin hakikatından büsbütün uzaklaştıracağını bilmez. bu hikmet de kemaliste hediyemiz olsun, belki ufkunu açar. tabii bunu temenni babında söylüyorum yoksa kemalist klişeci, çıkartma bir kimlik olduğu cihetle ders alması, tefekkür etmesi mümkün değildir.
batının hakikatine nüfuz ve hakiki manada batılı bir zihniyete ermek liberallere nasip olmuştur. liberal, her ne kadar mezkur hastalıklardan arınmış ve belli bir şahsiyet belirtebiliyor olsa da, türkün öz manasına ve öz davasına yüz çevirmek, ruh köklerine ihanet etmekle tarih önünde suçlu konumundadır.
bizim özlediğimiz insan, kendi ruh köklerine bağlı, medeniyetler arası nefs murakabesi ve özeleştiri yapmayı becerebilen, kendini de batıyı da tanıyan, gerekli teşhis ve tedavileri yapmaya muktedir olan şahsiyetttir.



