Kifayetsiz muhterislerin bir başka icadı da budur: kitap okuma miti ve dahi putu…
eski devirlerde ilim ve marifet ustalarına öğrenci olmak amacıyla gidenler, usta tarafından önce imtihan edilirdi. eğer usta onda karanlık bir yön görürse kesinlikle kabul etmezdi.
zira kalbi karanlık olan birine ilim vermek, terörist yetiştirmekle eşanlamlıdır(örnek: hasan sabbah). o kimsenin kalbi(altbeyni) karanlığı sebebiyle irfanı kabul etmez. üstbeyni(zihni) ise ilimleri öğrenir ve karanlık kalbinin hizmetine sunar. bilgi silahının karanlık kalbin eline geçmesi fitne ve fesadın startının verilmesi demektir.
günümüzde ise iş tamamen çığırından çıkmış durumdadır; çünkü ortada irfan sahipleri ve onların eserleri yoktur. telif edilen kitapların çoğu zaten kalbi boş hatta karanlık kimselere aittir. onları okuyanların da eline geçecek olan boş veya zararlı bilgiden ibarettir.
kendilerine entelektüel diyen ve ömrü felsefe kitaplarına gömülerek geçen tipler ise bunların en zavallılarıdır. insan özünde son derece faydacı bir mahluktur. kendisine menfaati dokunmayacak işlerle kesinlikle meşgul olmak istemez. peki bu adamlar niçin o kadar kitabı okuma zahmetine katlanmaktadırlar? motivasyonlarının kaynağı nedir?
çünkü bu adamlar iç dünyalarında kendilerini yetersiz, ezik ve zavallı olarak görmektedirler. bir telafi mekanizması olarak kendilerini okumaya ve felsefeye verirler ki, çevreye değerli insan izlenimi versinler; toplum indinde değerli insan olarak gözüksünler. bunlara itibar edenler dahi kendilerinin cinsindendir. artık körler ve sağırlar birbirlerini ağırlayıp dururlar. boş laflarla ömürlerini heba ederler.
pekmezi tahinle yiyiniz; ilmi de ancak irfanla tahsil ediniz. bilgi irfana bağlanmadıkça kişiyi daha beter hasta edecektir.



