
Üniversite yıllarında uzun, zorlu ve çileli yolları aştıktan sonra kalbimi büyük bir huzur kaplamıştı. öyle ki, battaniyenin altında mutlu mesut yatarken kendi kendime şunları deyivermiştim, “artık yataktan çıkmama gerek kalmadı, ben aradığımı buldum”.
peki buna izin verildi mi?
ne gezer…
o dağa tırmanmayı başardın, zirveye ulaştın mı? hadi gel, şimdi de evereste tırman. yok öyle yatmak…sen gelmezsen, biz seni getirmesini biliriz…
ilahi isimlerin oluşturduğu düzenden ibaret olan evrenin amacı asla bizim konforumuz, huzurumuz veya mutluluğumuz değildir. o bunları zerre kadar umursamaz. onun amacı bizim bilinç olarak gelişmemizdir ve gelişimin de bir nihayeti yoktur.
eğer bir noktada huzur ve konfora kavuşursak, insan doğası icabı orada donar kalırız. artık bilinç olarak gelişmek istemeyiz. zira gelişim yeni problemler ortaya çıkartacak ve düzenimizi bozacaktır. bu sefer tekrar uğraşmak zorunda kalacağız, sırf o konfor alanımıza tekrar ulaşmak için. dolayısıyla hiçbir insan konfor alanından çıkmak istemez. ancak bu durum evrenin akışına terstir. hatta evrene bir meydan okuma olarak görülür.
o konfor alanında ne kadar oyalanırsak, yiyeceğimiz sille de o kadar şiddetli olur. bulunduğumuz yere ne kadar kök salmışsak, oradan koparılmamız için uygulanması gereken güç orantılı olarak artacaktır. ondan sonra hayatımızı alt üst edecek olaylarla karşı karşıya kalırız.
bu hüküm bireysel planda doğru olduğu gibi, toplumsal planda da geçerlidir. mesela batılı toplumlar uzun zamandır oldukça konforlu ve müreffeh bir hayatın tadını çıkarmaktadırlar. ancak refah eninde sonunda onların bilinç olarak donmalarına sebebiyet vermiştir veya vermek üzeredir. artık insanlık bilincinin gelişimine katkıları kalmadığında, defterlerinin dürüleceğini size net olarak söyleyebilirim.
dostlar ramazan geliyor… açlıkla düzenimizi bozalım ve nefsin konfor alanından çıkalım. hem de bunu seve seve yapalım. aksi takdirde bilinç olarak nefsin konfor alanında saplanıp kalmışsak, ol cebbar zat, acı olayları üzerimize sevk ederek bizi kopartır alır oradan; feryad-ü figanımıza hiç aldırış etmeden…



