Allah kainatı insan, insanı da kendisini bilmesi için yarattı. bu kadar geniş kainata ne gerek var diyeceklere cevap şu…her mahlukun istidatı belli sınırlarla kayıt altına alınmıştır ancak insanoğlu bundan müstesnadır. insan istidatının sınırsızlığı onun ortamının da aynı şekilde bir nevi sınırsız olmasını gerektirmiştir. yoksa bir süs balığı için 1 metreküplük akvaryum yeterlidir. galaksilerden atoma, böcekten file kadar her türlü oluşum insan istidatının açılması ve aklının ve düşünce kuvvetinin belli bir kıvama gelmesi içindir…belli bir kıvama gelsin ki gayeler gayesi Allah’ı bilme işinde altyapı olsun. kainattaki işleyiş ancak zıtlıklar ile mümkündür. “çirkin” diye bir kavram olmasaydı “güzel” diye bir kavram da olmazdı. “zulüm” olmasaydı “adalet” te olmazdı. şeytan olmasaydı kötü insan ortaya çıkmaz ama iyi insan da olmazdı. bir film senaryosunda kötü karakterin olmadığını düşünün. o filmi kimse seyretmez…hatta en zevkli filmler kötünün çok güçlü ve kabiliyetli olduğu ama kıl payı fark ile iyinin son anda kötüyü yok etmesine dayanan fimlerdir malumunuz…Allah senaryoyu yazdı (levh-i mahfuz).bu senaryoda baş kötü karakter de var (şeytan) diğer her türlü karakter de var. ama kimseye bu roller zorla oynatılmıyor. kişi tercihleriyle senaryodaki bir rolü kapıyor. tercihlerinizi doğru yapmaz iseniz size “erol taş” rolü düşebilir…dikkat edin derim…işte kuran bütün bu süreci açıklayan, izah eden kitap…hem de en güzel şekilde açıklayan…eğer büyük resmi görecek bir tefekkür ve tecrid gücünüz yoksa ve gelişigüzel bir şekilde kuran’ı yorumlamaya kalkarsanız zalimlerden olursunuz. aşağıda güzel bir izah:
“zalim: kaymağı alınmadan içilen süt.(zalim kelimesinin manalarından biri) kur’ân süt ise, hadîs kaymağı, hadîs süt ise, mezhebler ve bâtın yolu kaymağıdır. bu çerçevede, hadîs bizim için kur’ân’dan daha açık olması – hikmet ve tefsiri olması bakımından daha kıymetli, kur’ân ve hadîs’e nazaran da mezheb imamlarının görüşü ve evliya kelâmı; netice olarak, kaymağın sütten olması gibi, bunlar zaten kur’ân’ındır, kur’ân’dandır. burada altı çizilecek husus, kaymağı alınmamış sütün, ilmi ve anlayışı edinilmemiş ve kendi kendinden ibaret kalan – faydalanılmamış kur’ân’a teşbih edilmesidir. bu hâliyle içilen sütün “zalimlik” olması, zalim’in “yanlışı gerçekleştirmesi” ve kur’ân’ın ölçülerinin yanlışta kullanılabilir oluşu mânâsındadır.”



