Kuran, melek vasıtasıyla peygambere inmiş Allah kelamıdır. kainatın kendisi dahi açılmış bir kurandır. kuran’ı ister kitaptan ister kainattan okuyun… kainattan okuyabilmek büyük marifet…diğer meseleye gelince; islam’da reform olmaz. Allah’tan irsal olunanı, ineni, insan aklına göre kesip biçmek nasıl mümkün olur? ayakkabı dar geliyor diye hiç ayak budanır mı?
ama “anlayışı yenilemek” denen bir hadise var. kuran’ın ruhunu anlayıp, özünden zerre feda etmeksizin, onu yeni zaman ve mekana tatbik etme işi, yeni şartlara göre şekle büründürme…
örnek: peygamber misvak ile dişlerini temiz tutardı ve her müslümana bunu şiddetle tavsiye ederdi. klasik anlayışa göre bizzat misvak ağacından bir parçayı fırça niyetine kullanmak gerekir.
halbuki biz, meseleyi şöyle anlayabiliriz. peygamberin sünneti misvak kullanmak değil dişleri “temiz turmaktır”, murad odur. bu sebeple bir müslüman dişlerini her daim temiz tutmalı ve bunu da devrinin imkanları her neyse onunla gerçekleştirmelidir…faraza bundan 50 yıl sonra elektronik bir cihaz aynı işi daha iyi yapıyorsa onu kullanır.
verdiğim bu örnek nispeten basit olduğu için kolayca işin içinden çıktık zannedersem ama daha karmaşık ve çetrefil meseleleri halletmek uzmanlık ve büyük bir feraset gerektirir. böyle dâhi şahıslar ise nadiren zuhur ederler. mevlana, muhyiddin-i arabi, imam-ı gazali, imam-ı rabbani gibi zatlar bahsedilen yenileyicilerdir. anlayışı yenileyen zatlar…günümüzde de böyle bir büyük insana ekmek ve su kadar muhtacız…
not: faraza, kuran eskimolara inseydi, kitapta verilecek misaller hep karla, buzla ilgili ve bahis o çevrenin özellikleri, bitki, hayvan popülasyonu ve hayat tarzından olacaktı. mühim olan misalin şekline değil manasına nüfuz edebilmektir, kanaatimce…



