
Arş, ruhun maddeye/enerjiye dönüşüm çizgisidir.
arş, iki denizi birbirinden ayıran perdedir. iki deniz ki, birininin suyu tatlı(ruh), diğerinin ki acıdır(madde).
klasik tasavvuf lisanıyla ifade edecek olursak, arşı taşıyan melekler dört tanedir. insan zihni bu dört kuvvet ile muhatap olacak seviyeye geldiğinde, tıpkı rüyada olduğu gibi, hayali kendince onlara suret biçer.
mesela rüyada “bilgi”, süt olarak görülebilir. bu suret, insan bilinçaltının bir yakıştırmasıdır. yoksa sütün “bilgiyle” mantık düzleminde bir ilgisi yoktur elbet. arşı taşıyan meleklerin de hükmü aynı şekildedir.
bu melekler, insan, boğa, kartal ve aslan suretinde algılanırlar.
israiloğullarından samiri, bu meleklerden boğayı algılamış ve hz. musa’nın ilahı zannetmiştir. boğa/buzağı heykeli yapıp insanları tapmaya çağırması da bu yüzdendir.



