
Köyde Mandolin Çalmakla Ülke Kalkındırılmaz
İnsanlık tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri tarım devrimidir. yani avcı-toplayıcı hayat tarzından yerleşik tarım toplumuna geçiştir.
medeniyet adına bildiğimiz hemen her şey, tarım toplumu aşamasında ortaya çıkmıştır.
insanlığın geçirdiği ikinci büyük dönüşüm ise sanayi devrimidir. sanayi devrimi bugün bildiğimiz dünyayı oluşturmuştur. günümüzde bazı çevreler tarafından, “artık sanayi toplumundan bilgi toplumuna, enformasyon çağına geçiyoruz” söylemi ise kanaatimce yanlıştır ve yüzeysel bir teşhistir. insanlık halen sanayi toplumu aşamasındadır.
türkiye 1930’larda fakir, ilkel ve zavallı bir tarım ülkesidir. sanayileşmek için sermaye gerekmekte, ancak o da bu gariban ülkede bulunmamaktadır. bir tür geri kalmışlık kısır döngüsü söz konusudur.
bu döngüyü kırabilmek ancak dışarıdan bir müdahale ile mümkün olur. nitekim 1979’da çin lideri “deng şiao ping” bunu fark edip, serbest bölgeler kurmuş ve dış yatırımcıyı ülkeye davet etmiştir. böylece yarım asır içinde bugünkü çin, yani dünyanın sanayi üretim üssü ortaya çıkmıştır.
çin gibi katı, dogmatik, komünist bir ülkeden “deng” gibi esnek bir liderin çıkabilmesi cidden hayret edilecek bir durumdur. deng’in sözü şu: “önemli olan kedinin siyah veya beyaz olması değil, fare tutabilmesidir”. (yeter ki ülke kalkınsın, kapitalist yol da olsa fark etmez diyor “deng” kısacası).
el alemin en katı dogmatikleri bile bazı gerçekleri 45 yıl önce fark etmişler, ama bizim dogmatikler apaçık gerçeklere gözlerini yummaya devam ediyorlar. hâlâ ucuz romantizm peşinde koşuyorlar.
köylülere eğitim verip vermemenin hiçbir önemi yoktur. aslolan bir an önce o köylüleri sanayi işçisi haline getirebilmektir.
onun da yegane yolu, sermaye fakiri ülkeye yabancı yatırımcı çekmektir.
eğer “1930’larda izlenmesi gereken kalkınma politikası ne olmalıydı?” diye soracak olursanız, size şunları derim:
1. kurumlar vergisi sıfıra indirilmeliydi.
2. tüm yabancı yatırımcılara bedava arazi tahsis edilmeli ve gereken sair kolaylıkları sağlanmalıydı.
3. abd başta olmak üzere sermaye zengini ülkelerin gazetelerine sürekli tam sayfa ilanlar verilmeliydi: “invest in turkey”…
kalkınmanın başka bir yolu yoktur…illa bu aşamaları tek tek geçeceksiniz. bir şekilde yatırımlar yapılacak. önce köylüler şehirleri yecüc mecüc misali istila edecekler. sonra bir dönem tepetakla ve son derece ilkel bir lümpen kültürle boğuşacaksınız. bu aşamada lümpen kitle iktidarı ele geçirecek. daha sonra da modern kent insanı şekillenecek ve onun siyasi temsilciliğini üstlenmiş olan parti iktidarı ele alacak.
iktidar oy işi değil, sosyoloji işidir. zira oyları da son tahlilde belirleyen sosyolojidir.
sırf siyasi çatışma uğruna gerçekleri eğip büken veya gerçekleri teşhis etmekten uzak olan sol romantiklere duyurulur: boşa kürek çekiyorsunuz…



