Dünya ve Ahiret

Neden Ölüyoruz

Adem babamız ve havva annemiz yasak ağacın meyvesinden yediği için ölüyoruz.

o yasak ağaçta tabiat zulmeti(karanlığı, düşük titreşim frekansı) vardı. o ağacın meyvesinden yiyen kimsenin şuuru serbest düşüşe geçer ve ve dibe doğru kurşun gibi çakılmaya başlar.

sonuçta bu düşüş, madde seviyesine ininceye kadar durmaz. madde seviyesine inince ise artık madde aleminin kurallarına tâbî oluruz. nedir bunlar? hepimizin bildiği fizik kurallarıdır. madde alemi tümüyle zaman denen akış içinde var. bu alemde her şeyin başı ve sonu vardır. entropi yasaları yüzünden sürekli bir gayret ve çaba söz konusudur.

allah bu konuda adem’i uyarmıştır:

“ey adem! doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa mutsuz olursun. zira cennette ne acıkırsın ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın” dedik. (taha 117-118)

peki iblis adem’e ne vaad etti?

“nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “ey adem! sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir saltanatı göstereyim mi?” (taha 120)

burada iblis esasen sanıldığı anlamda adem’i kandırmıyor. iblis kendi ilmine göre öğüt veriyor. zira iblis ikilik makamından doğan bir şuur çarpıklığı içindedir ve o şuurun temsilcisidir.

iblis adem’i yasak ağacın meyvesinden yiyerek kendisi gibi “ben” diyebilmesini istiyor. ben diyerek monoblok bir şuur yapısından ayrıksı şuura geçirtmek istiyor. kişi bir kere “ben” dediğinde artık “benim” de demenin kapısı açılır. böylece mülk ve saltanat sahibi olmuş olur. bütüncül şuur yapısında iken kişi “benim” diyemez. ancak “allah’ın mülkü ve saltanatıdır” diyebilir.

gördüğümüz gibi iblis kendi başına ve kendi adına bir şahsiyet olmak istemektedir. kendi mülkü ve saltanatı olsun istemektedir. diğer tüm şuur sahibi canlıları da buna teşvik etmektedir. zira imam ancak bildiğini okur.

ancak bu şuur yapısı kişiyi çokluk alemine atmakta ve sayısız çilelere düşürmektedir. “ben” diyene “o zaman başının çaresine kendin bak” denir. “ben”inden geçip “allah” diyenin ise her işini allah üstüne alır. artık o kimsenin vekili ve velisi allah olur. her ihtiyacı otomatikman ayağına gelir. hiçbir zorluk çekmez.

“ben” diyen ise şuur düşüşü nedeniyle tabiat ve madde kaydında kalıp bin bir türlü mücadeleye girmek zorunda kalır. daha da kötüsü diğer “ben” diyenlere üstünlük taslamak, savaşmak, kan dökmek kapısı açılır. ayrıksı şuur ebediyen bu mücadeleden çıkamaz. ahirette dahi aynen böyle devam eder. işte bu da cehennem yaşantısıdır.

sonuç itibariyle yukarıda anlatılan nedenlerle madde alemine(matrikse, sanal gerçekliğe) giriş yapıyoruz ama bir süre sonra çıkmak zorundayız. zira madde alemi zamana bağlı. burada olan her şeyin bir başı ve bir de sonu var. bu yüzden doğan her şey belli bir süre sonra ölmek zorundadır.

08.04.2020 10:09 isnetus

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu