İman ve İnkarAkıl- ÜstbeyinHakikatibadetİlim-İrfanKalp - AltbeyinNamazTitreşim FrekansıZikir (Titreşim Frekansı)

Yaratıcıyı İnkar Etmenin Hayret Verici Olması

– Niye inanıyorsun?

+ şu yüzden, bu yüzden…

– niye inanmıyorsun?

+ şu yüzden, bu yüzden…

bunların hepsi bahane.

eğer sen bir kurtsan, o kuzuyu yiyeceksin. bunun kaçarı yok. sen otur kuzunu ye. sorarlarsa uydurursun bir şeyler. nasıl olsa dilin kemiği yok.

bu ne mi demek?

insan altbeyninin(kalbinin) açıklığı kadarıyla algılar evreni. bu algı, sezgi veya hissiyat türündendir. ondan sonra altbeyin, üstbeyne yani kortekse emreder: “benim halime uygun rasyonalizasyonu yap!”. üstbeyin bilgisi ve kapasitesi(zekası) kadarıyla emri yerine getirecek ve bir şeyler üretecektir.

yarasa, “hepiniz uyduruyorsunuz. gerçekte güneş diye bir şey yoktur” derse, onun bu iddiasına şaşırmak yersizdir. yarasadan başka ne bekleyebiliriz ki? kör bir yaratığın güneşten haberi olmaması son derece doğaldır.

bir insanın altbeyin açıklığı ne kadar yüksekse(imanı ne kadar fazla ise) veya bir diğer deyimle altbeyni ne kadar geniş bir skalada evreni algılıyorsa, onun hali ve yaşantısı o kadar hakikate uygundur. ortaya koyacağı ilimler veya üstbeyin verileri de yine o kadar gerçeklerle mutabıktır.

altbeyin açıklığı az olan, dolayısıyla algı skalası dar olan kişinin ise görebileceği fazla bir şey olmaz. hali ve yaşantısı tabiatın yırtıcı memeli ve sürüngen canlılarının seviyesinde kalır. üstbeyni yani zekası çok gelişmiş bile olsa, ortaya koyacağı ilimler, ancak körlerin iddiaları kabilinden olacaktır ve tabiat ve madde seviyesinin işleri ile sınırlı kalacaktır.

inançlı insan başkadır. o namaz, zikir ve kuran okuma sayesinde altbeyninin titreşim frekansını yükseltmiştir. böylece altbeyninin algı skalasını genişletmiştir. artık mertebesine göre evreni ve bir kısım hakikatleri sezecektir. hatta hakkı bile yüreğinde hissedecektir. eğer o inançlı kişi yeterli üstbeyin gelişmişliğine sahipse, hissiyatını ilme ve söze de dökebilir. o gelişmişlik yoksa, hisseder ama başkalarına ifade edemez veya yalan yanlış ifade eder.

işin gerçeği,

inanan, bir takım bilgilere istinaden iman etmiş değildir.

inanmayan da bir takım bilgilere istinaden inkara düşmüş değildir.

bilgi yalnızca kılıftır ve bir rasyonalizasyondan ibarettir. minareyi çalan kılıfını uydurur.

o yüzden dostlar!

onunla bununla polemiğe girmek ve güya deliller öne sürmek gereksizdir. inkarcıların argümanlarını kâle almak da yine lüzumsuzdur. herkes kendi altbeyin titreşim frekansı yakın olan kişilerin sözlerini kabul eder; diğerlerini ise reddeder; çünkü onlar kendi haline, algısına ve hissiyatına tercüman olamazlar.

o yüzden hakikat ehlinin sözlerini kabul edebilmek ve anlayabilmek için allah’ı çok çok zikretmemiz gerekmektedir; ki böylece altbeynimizin(kalbimizin) titreşim frekansı yükselsin ve algı skalası genişlesin.

isnetus 02.05.2024 10:40 ~ 10:50

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu