Oy Kullanan İnsan Kafir Olur Diyen Çocuk
Kemalizmin son derece sığ, çiğ, at gözlüklü, kült tapınıcısı ve kifayetsiz nesiller yetiştirdiğini söylediğimizde, boş gözlerle bakıp “ne diyor bu?” diyenler için işte size gayet somut bir örnek.
şu çocukla, onun kemalist eğitimden geçmiş yaşıtlarını karşılaştırın bakalım, neler göreceksiniz. çocuğun şivesinden ve simasından son derece düşük bir sosyo-kültürel çevreden geldiği belli oluyor. ona rağmen çocuk medrese türü bir yerden aldığı eğitim ile ateşpareye dönüşmüş.
gelelim çocuğun söylediklerine…
şimdi bu çocuk yanlış şeyler mi söylüyor?
hayır söylediklerine yanlış diyemeyiz; ancak eksiktir. eksikliğin kaynağı da şu anki dünya düzeni ve konjonktürün derinliğine analizinin yapılamamış olmasıdır.
bu çocuk ve söyledikleri vesilesi ile o anlayışın sahiplerine hitap etmiş olayım:
tamam söyledikleriniz kâğıt üstünde çok güzel duruyor. ancak farz edelim ki, bir gün o söylediklerinizi pratiğe dökme ve uygulamaya geçirme fırsatı verildi size, ortaya ne çıkacak sanıyorsunuz?
umduğunuz gibi adil ve müreffeh bir toplum mu ortaya çıkacak, yoksa işler çok çirkin bir hâl mi alacak?
ben size söyleyeyim: işler hiç de umduğunuz gibi gitmeyecek. yeryüzüne adalet getirelim derken, kendinizi din adına, allah adına zulmederken bulacaksınız. yaptığınız zulümler bir gün gelecek başınızı yiyecek ve kurduğunuz düzen yıkılacak. yeni rejim ise çok şiddetli din düşmanı olacak. allah demeyi bile yasaklayacaklar. bu sizin düzeninize olan nefret ve tiksintiden kaynaklanacak. gerisi belli…demokratik, laik, batılı bir düzen…
siz bu noktada, “öyle olmayacak, sen kâhin misin, nereden biliyorsun?” diye itiraz edeceksiniz belki. hayır kâhin falan değilim, sadece tefekkür ehliyim. olacakların simülasyonunu kafamda rahatlıkla yapabiliyorum ve şu anda yeryüzünde(diğerlerini itham edip, kendini gerçek islamın temsilcisi olarak gören aklı evveller de dahil) hangi islami anlayışı simülasyona versem sonuç hiç değişmiyor. hepsi karanlık bir sonla bitiyor.
peki bu karanlık sonun sebebi ne biliyor musunuz?
sahabeyi o yüksek mertebeye çıkaran iksir, peygamber efendimizin huzurunda bulunmaları idi. huzurda yansıma vardır. peygamber efendimizdeki nübüvvet nuru, sahabeye yansımakta ve onları hakiki manada aydınlatmakta idi. işte dinin aslı o nurdur. din, canlı canlı yaşanan bir şeydir.
sahabe zamanından uzaklaştıkça alem karanlığa, zulmete gömülmüştür. halbuki kuran da hadisler de ortadadır. hatta hadislerin derlenmesi çok daha sonraları olduğu için, hadisler daha da ortadadır. ancak buna rağmen alem karanlığa gömülmeye devam etmiştir. demek ki, papağan gibi ayet hadis tekrar etmekle olmuyormuş bu işler…nur, nur, nur… nur lazım…o nur canlıdır, diridir, bilinçlidir, ortama ve çevreye göre anında billurlaşır, size hakkı gösterir…
işler sadece bu kadarla kalsa yine iyi…
batı dünyası, karanlık yoldan toplumsal(kolektif) bilinç itibariyle, şuurun üçüncü basamağına çıkmıştır. burası isevi bilinç ve onun antitezi halinde deccali bilinç mertebesidir. islam alemi ise toplumsal(kolektif) bilinç itibariyle henüz o noktaya yükselebilmiş değildir. islam dünyası, şuurun ikinci mertebesinde çakılıp kalmıştır. burası da musa ve onun antitezi olan firavun bilinç mertebesidir. bu mertebede antagonist olarak karşına yahudiler çıkar(israil).
ne demek mi istiyorum?
karşında deccali bir dünya düzeni var dostum. üstelik şuur seviyesi olarak senden daha üsttler. bu nedenle ürettikleri kültür de senin üreteceğinden daima üstün olacaktır. üstün kültür, düşük kültürü her halükarda sindirir. çinliler tarafından asimile edilmiş göçebe türklere dönersin kısa zamanda.
son olarak çocuğun temel argümanına temas edelim birde: oy vermek şirk midir?
öncelikle söyleyeyim ki, “şirk, küfür, kâfir” laflarını bol keseden kullanmak hiç de uygun değildir. bunlar kişinin iç halleridir ve bilince dairdir esasen. bilincin de kendine özgü tedrici ve doğal bir gelişimi vardır. sen bunları dile dökersen, bir ideoloji üretmiş olursun. ideoloji ise toplumu bastırmak için kullanılır. kısacası iş yine karanlık bir dehlize çıkar…
bırakın oy vermeyi, yemek yemenin bile hükmü tamamen niyete göre değişir. insan öyle bir niyetle(bilinçle) yemek yer ki, saf ibadet olur. öyle bir niyetle yer ki, memeli hayvan olmaktan öteye gidemez; hatta kimi zaman şeytan olur.
oy vermek de böyle…



