Dervişlik yıllarımda zikre çok önem verirdim. bir gün yanık kokuları duymaya başladım. başka bir yere gidiyorum, orada da o yanık kokusu var. oradan kalkıyorum; yüz metre ileriye gidiyorum, orada da o yanık kokusu var. sonra kütahya’nın yetiştirdiği büyük insan Nuri Elifoğlu’na gittim :
efendim bir mâruzâtım var, dedim.
tebessüm ederek:
-nedir efendi, dedi.
-her nereye gidersem bir yanık kokusu duyuyorum ve o da benimle beraber geliyor.
o tatlı gülüşüyle güldü:
-oğlum, o senin içinden geliyor, için yanıyor, dedi.
-alıntıdır-



