Allah'ı Bilmek (Marifetullah)Gayret ve Tekrarın ÖnemiRabb

Affetmek Ve Unutmak İyilerin İntikamıdır

Affetmek ve unutmak iyidir elbette.

en başta kişinin kendisi için iyidir. ancak “affettim” demekle olacak iş de değildir. dilin öyle derken kalbin affedecek mi bakalım?

belli bir miktar marifet yani tanrı bilgisi edinmemişler için mümkün değildir bu. marifet sahibinin olaylara bakışı çok farklıdır. yaşadığı her olayı, sonsuz hikmet sahibi olan tanrının bir işi olarak görür ve ona göre değerlendirir:

“dünya bir marifet okuludur. buradaki her bir deneyim olgunlaşma yolunda bana bir derstir. demek ki bazı bilinç çarpıklıklarımın izalesi için bu olayları yaşamam gerekiyormuş. rab yani en büyük öğretmen ve eğitici, terbiyem için bana bu dersleri uygun görmüş. o’nun hikmeti böyle gerektirmiş. bu derslere tepki göstermek, itiraz etmek, şikayet etmek, yakınmak rabba karşı bir nankörlüktür. şöyle olsaydı, böyle olsaydı demek rabba karşı isyan etmek ve o’ndan daha iyi bildiğini iddia etmek anlamına gelir. bu da bir tür ilahlık taslamaktır. o halde gelene razıyım…”

marifet ehli tüm bunları sözle ifade edemese bile kalbî olarak bu bilgiye sahiptir. bu nedenle asla kinci ve intikamcı olamaz. çok kısa sürede kendisine yapılan kötülükleri unutuverir. hepsi su üstüne yazılmışçasına kalbinden silinir gider. zaten aslolan bu bilgiye kalben sahip olmaktır. akli bilgi davranışa dönüşemediği için etkili olamayacaktır. akli bilgiyi her fırsatta tekrar ede ede omuriliğe indirmeye bakmalıyız ki, otomatik davranış olarak her daim bizden çıkabilir hale gelsin.

hatta marifet ehli için “affetmek” kelimesi bile son derece iticidir. birilerine “seni affediyorum” falan diyebileceğini aklınıza bile getirmeyin. “ben kimim ki affedeyim. affedici olan ancak allah’tır” der o.

hakkı göremeyenin ise hali farklıdır. o ister istemez tüm işlerini maddi ilişkiler çerçevesinde değerlendirir. her daim dostluklar kurmaya, ittifaklar oluşturmaya çalışır. hayatta kalmak için bildiği tek yol budur. kendisine zararı dokunan kişiye karşı ise müthiş kinlenir. zira hayatına kastedilmiş hissiyatındadır. bu noktada kişinin içinde sönmeyen bir ateş peydah olur ve o kişiyi içten içe yakar durur. o azabın etkisiyle kişi daha çok nefrete kapılır. bu kısır döngü sürer gider. belki zaman geçtikçe başka gündemler, başka meşguliyetler gaflet verici etkisiyle bu duyguların üstünü külleyebilir. ancak altta o kor ateş hep mevcuttur.

sonuç: hakkı bilmeyenin ateşi sönücü değildir.

isnetus 09.07.2025 09:25

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu