Sanayileşme Süreci ve AltyapıSiyasetToplumsal Düzen

Demokrasinin Türkiye’yi Batırmış Olması

Her bilgi ancak kendi bağlamında ve yerinde doğrudur.

herkesin malumu olduğu üzere, demokrasi ile gelişmişlik arasında bir korelasyon mevcuttur. gelişmiş ve müreffeh ülkelerin hepsinde iyi işleyen demokratik bir sistem vardır. ancak bu gözlemden hareketle, “demokrasiyi getirirsek gelişiriz” gibi bir görüş öne sürmek kesinlikle bozuk bir çıkarımdır.

zira demokrasi gelişmişliğin bir nedeni değil, sonucudur; sanayileşmesini tamamlamış ve ona göre sosyoekonomik değişime uğramış toplumların yönetim tarzıdır. sanayileşmeyi başaramamış toplumlarda ise demokratik rejimi işletmeye çalışmak sonsuz bir kargaşaya, anarşiye neden olmaktadır. daha da kötüsü kalkınmaya gitmesi gereken kıt kaynaklar, popülizm ile israf edilmektedir. 1980 öncesi türkiye istikrarsızlığa ve anarşiye tipik bir örnektir. popülizm için kaynakların israf edilmesi ise şu an dahi devam etmektedir.

o yüzden kanaatimce geri kalmış veya gelişmekte olan ülkeler için en ideal rejim, tek parti yönetimidir; disiplinli, otoriter bir yönetim…

ancak bu noktada bir başka illet vardır ki, o da sosyalizmdir. eğer sözünü ettiğimiz tek parti yönetimi sosyalizmi veya bizdeki gibi onun biraz sulandırılmış versiyonu olan “devletçiliği” benimsemiş ise geçmiş olsun. sosyalizm geri kalmışlığın, çürümenin, envai çeşit rezilliğin en garantili yoludur. yeryüzünde sosyalizmi benimseyip de rezil rüsva olmamış bir tane bile toplum yoktur. sosyalizm size kutupta buz kıtlığı, çölde kum kıtlığı çektirir. insanı da insanlıktan çıkartıp kısmen zombileştirir. bu sosyalizm denen illet ruhların vebasıdır adeta. onun kötülüğüne dair ne kadar kelam etsek az gelir. zira o dark side aleminden sızmıştır bu dünyaya. kemalizm dahi sosyalizmin bir alt sürümü olmakla bir ölçüde aynı kategoriye dahil olmaktadır.

sonuç: geri kalmış toplumlar için gelişmenin anahtarı otoriter bir tek parti rejimidir. ancak bu rejim serbest piyasa ekonomisini benimsemiş olmalı ve güney kore’de olduğu gibi bir an önce özel sektör eliyle kalkınmayı sağlamalıdır. büyük üretim gruplarının, holdinglerin kurulması önemlidir.

eğer türkiye en baştan beri bu prensiplere sadık kalsaydı şu an norveç gibi bir ülke olurduk muhtemelen. sanayileşme tamamlandıktan sonra ise demokrasi kendiliğinden gelme eğilimi taşır. zira bir sanayi toplumunda irili ufaklı pek çok çıkar grubu ve güç odağı oluşur. bunların arasındaki rekabetten özgürlük ortamı doğar. demokrasinin özü de budur esasen; gücün tek bir odağın tekelinde olmaması ve bölünüp dağılmasıdır(pluralizm). demokrasi adına yapılan diğer tüm tanımlar boş laftır; halkın iradesi, tercihi, seçimi vs…halkın bir şeyi tercih etmesi söz konusu değildir. baskın olan güç odaklarının kitle iletişim araçları ile halkı yönlendirmesi vardır…

ilaveten, demokrasi bütünüyle sanayileşmenin getirdiği bir olgudur. eğitilmiş insanla bir ilgisi yoktur. bu eğitilmiş insan zırvası da kemalizmin çarpık düşüncelerinden biridir.

isnetus 06.04.2021 08:04 ~ 08:42 

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu