İnsan ömrünü tüketip ölüm aşamasına geldiğinde, sekerat dediğimiz bir tür sarhoşluk ve trans hali yaşar. tüm hayatının hasılasıyla yüzleşmek üzere bir tür sanal gerçeklik ve rüya ortamına girer.
bu ortama giren kişi, dünyadaki bilincinde değildir. dünya hayatında fiil ve uygulamaya geçirmediği kuru akli bilgilerin burada ona bir faydası dokunmaz; zira artık saf bilinçaltı süreçleri belirleyicidir. uzun yıllar boyunca tekrarladığı, fiile çıkardığı ve sürekli tazelediği bilgiler ise bilinçaltına mâl olmuştur ve ona büyük faydası dokunur. mesela sürekli namaz kılmanın sebeplerinden biri de bu hikmettir. binlerce, onbinlerce kez tekrarlanan euzu, besmele, fatiha, sureler, tesbihler bilinçaltına kök salarlar ve asla zâil olmazlar. bilinçaltında euzü yoksa şeytana karşı silahsızsın demektir. fatiha yoksa bedenden ilişiğini kesen ruh, yedi kat sema tabakasını aşıp allah’ın huzuruna yükselemez. fatiha suresi yedi ayettir ve her bir ayeti ruhu bir üst boyuta yükseltir. namazdaki diğer zikir ve tesbihlerin de benzer şekilde sonsuz faydaları vardır.
dünya hayatında müslümanım dediği halde doğru düzgün amel yapmamış olan kimse, şeytan için kolay lokmadır. şeytan, o kimseyi tek hamlede küfre sokabilir.
“allah dostlarından ebû zekeriyya, hasta döşeğinde ölümle pençeleşiyordu. yakın dostlarından biri kendisine “lâ ilahe illallah, muhammedün resûlullah! (allah’tan başka ilah yoktur, muhammed o’nun kulu ve elçisidir.)” sözlerini telkin etmek istedi. bir etti, iki etti, üç etti. ebu zekeriya her defasında söylemeyi reddediyordu.
bu durum karşısında yakın dostu ebu zekerriya’nın son nefesinde imansız gideceğinden korktu ve endişeye kapıldı. bütün bir ömrünü allah’a ibadet ve taat etmekle geçiren böylesine bir kimsenin şimdi hasta döşeğinde ölüm ile pençeleşirken kelime-i tevhid getirememesine bir anlam veremiyordu. şeytanın bir hilesine mi yenilmişti yoksa? veyahut da yüce allah’ın bir tecellisi karşında mı idi?
bir müddet zihni bu düşünceler içinde çalkalanan dostu baktı ki ebu zekerriya sanki düşüncelerini okuyormuş gibi bir aralık gözlerini açtı ve
– bana bir şey mi dediniz? diye sordu.
orada bulunanlar:
“evet, üç defa şehadet getirmeni teklif ettik, sen her defasında reddettin. o yüzden büyük bir endişeye kapıldık” diye cevap verdiler.
bunun üzerine ebu zekerriya anlatmaya başladı:
“lanet şeytan elinde su bardağı ile gelmişti. sağ yanıma dikilmiş elinde suyu göstererek “içecek misin?” diye sordu. karşılığında ise, “İsa, Allah’ın oğludur” dememi istiyordu. reddettim. sonra sol yanıma geçip dikildi. yine aynı hareketleri tekrarlayarak “İsa, Allah’ın oğludur” dememi istedi. yine reddettim. üçüncü olarak “la ilahe (Allah yoktur)” diye söyledi, yine reddettim. böylece her çareye başvurarak tam manasıyla yoklamasını yapıp da olumlu bir netice alamayınca elindeki suyla dolu bardağı yere çarptı ve defolup gitti. işte gerçekte ben sizi değil, onu reddediyordum.”
ardından da şehadet getirerek ruhunu teslim eden ebu zekerriya gülen bir çehreyle vefat etti.”



