
Sonsuz
Bir arkadaşımız şöyle bir mesaj atmış. kendisine tevhid idrakından bir parça hasıl olmuş. o an hissettiklerini ancak bu kadar kelimeye dökebilmiş:
“az önce abdest aldıktan sonra bir anda la ilahe illallah ile ilgili bir idrak hasıl oldu:
bir şeyin var olabilmesi için sonsuz olması gerekiyor. mutlaklık sonsuzluk ile olabiliyor. şimdi sonsuzluk nedir sorusu gelecek ?
yeryüzünde ve gökyüzünde gözle görünen ve bilinen, cümle alemde yaratılmış olan her ne varsa hepsi kısmidir. ne tam güç sahibidir, ne tam mülk sahibidir, ne her istediğini yapabilir, ne her şeye gücü yeter. yani sınırı vardır; sınırlı olan ise aslında yok hükmündedir.
zaten varlık her şey sınırlı olduğu için var, bu yüzden insan yalnızca sonsuzu arayınca huzurlu olabiliyor. bu alemde çizilen sınırın sebebi allah’tan başka tek şeyin var olmamasıdır. bir tek allah var. bir şey sonsuza ulaşmıyorsa o aslında yoktur, bunun için de onun var olması, ama tam ve mutlak olmaması gerekir. bu yüzden allah’a ulaşmak için varlığın dışına çıkılması gerekir. sonsuza teslim olduğunun idrakına varmak gerekir”.
öteler öteler, gayemin malı;
mesafe ekinim, zaman madenim.
gökte saman yolu benim olmalı;
dipsizlik gölünde, inciler benim.
diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
heybem hayat dolu, deste ve yumak.
sen, bütün dalların birleştiği kök;
biricik meselem, sonsuza varmak…
(nfk)



