
Sosyalizmin Verdiği Zarar
Çeşit çeşit tanımlar, çeşit çeşit terimler ihdas etmek, bilgilenmeyi teşvik yerine bilgiyi perdeliyor aslında.
sanki o terimlerin, tanımların gökten tanrı tarafından indirilmişçesine kutsallıkları, dokunulmazlıkları varmış gibi hareket ediyorlar. herhangi bir ilmi mevzuya teknik bir terim yapıştırınca sanki o meseleyi halletmiş havalarına girmek devrimizde çok yaygın görülen bir bilinç hastalığıdır.
dostum lafazanlıkta takılı kalmak yerine işin özüne gelsene!
21. yüzyılda artık şu gerçek net olarak ortaya çıkmıştır: devlet büyüdükçe toplum çürümekte, gelişimi durmakta, krizden krize yuvarlanmakta, fakirliğe, sefalete ve zulüm düzenine mahkum olmaktadır.
minimal devlet + hür teşebbüs + serbest piyasa ekonomisi + dışa ve ihracata dönük yapılanma gelişimin, refahın ve adil bir hukuk devletinin temelini oluşturmaktadır.
komünizm, sosyalizm, kemalizm ve onun devletçilik ilkesi veya adına her ne derseniz deyin, pratikte devleti kanser gibi büyüten her sistem neticede yürürlükte olduğu ülkenin perişan olmasına sebebiyet vermektedir. hatta devlet devlet olmaktan çıkıp yarı mafyatik bir organizasyona dönüşmektedir. rusya buna en güzel örnektir.
akp dahi ne yazık ki, sırf popülizm ve oy kaygısı uğruna söz konusu sarmaldan ve lanetten ülkeyi çıkartamamıştır. evet akp dahi bir tür devletçi politka izlemektedir. devletin lanetli ellerinin uzanmadığı yer hemen hemen yok gibidir.
son söz: komünizm, sosyalizm ve devletçilik 20. asrın vebasıdır. bu veba mikrobunun kökü ne yazık ki günümüze kadar kurutulamamıştır.
sosyalizmin bir tür veba olduğunu göremeyenler ancak kör fanatiklerdir.



