
Asker Polis Gardiyan Hekim
Bir yazar “sanal kumar sorunu” başlığı altında şunları yazmış:
“asker, gardiyan bunlarda ne var bilmiyorum ama çoğu müptezel. özellikle alt rütbelerde çok yaygın karşılaşıyorum. polis, doktor bu grupta da epey var”(bkz: #168057314)
dikkat ediniz bu sayılan mesleklerin hepsinde güç ve üstünlük davası gütme imkanı vardır.
düşük rütbeli asker bir anda kendini erata hükmederken buluyor. ancak bunu hazmedemiyor; çünkü gerekli eğitim ve bilinçten yoksun. benliği ve kibri kabardıkça kabarıyor. ancak elbette bunun sonuçları olacaktır.
polisler zanlılar üstündeki hükmetme gücü ile ve gardiyanlar da mahkumlar karşısındaki üstün konumu ile benzer psikolojide olsalar gerektir. ancak yüksek rütbeli askerler eğitim, kültür ve bilinç sayesinde bu durumlara daha az düşme eğilimindeler diyebiliriz.
hekimler ise karşılarında onlara tam teslimiyet gösteren, medet bekleyen, aciz duruma düşmüş insanları buluyor. normalde aldıkları son derece ciddi eğitim sebebiyle hekimlerin kibre düşmemesi beklenir. ancak belki de eğitimlerinin hakikat ilimlerinden yoksun olması onları eksik bırakıyor ve kibre düşmelerine sebebiyet veriyor.
halbuki hekim şu bilinçte olsa kendini kurtaracaktı:
“nasıl ki gerçekte insanları saptıran iblis değil, mudill(saptıran) olan tanrıdır ve iblis yalnızca mudill esmasının görevlisi ve hakkın elinde bir enstrümandır, ben de şafi olan tanrının elinde bir enstrümanım. gerçekte şifayı veren de tanrıdır. dilerse benim aracılığım ile verir, dilemezse de vermez. hakkın şifa takdir etmediği hasta, hekim hekim gezse de şifa bulamaz”.
kibir, bir insanın bu alemde işleyebileceği en büyük suçtur. kibir, adeta devlete isyan edip dağa çıkmak gibidir. çok geçmeden evren denilen muazzam ilahi esmalar düzeni harekete geçecek ve had cezası olarak o kişiyi zillete, hor ve hakir duruma düşürecektir.
kibir sahibinin nasıl ezileceği artık kişinin yaratılışındaki esma terkibine kalmıştır ve çok çeşitli yollardan gelebilir: hastalık, kaza, şiddete uğramak, kumar, alkol, uyuşturucu vs. gibi olgularla işlem gerçekleştirilebilir.
kısacası nerde bir dert, tasa, bela ve sıkıntı görürsek bilelim ki, en özde yatan sebep haktan uzak düşmektir. tüm dertlerin dermanı da hakka yaklaşmaktır. hakka yaklaşmak da secde etmeye bağlıdır, yani benliğini sıfır noktasına çekmeye…



