Nefsani aşkta(cinsel çekim) sadece bedende hormonal, kimyasal değişiklikler olur. belli bir süre sonra da beden varsayılan ayarlarına geri döner. halk arasında “cicim ayları” denilen hadisenin bitmesi durumudur bu.
ilahi aşkta tesir ruha gelir ve ruh cezbeye(ilahi çekime) kapılır, ancak ruha gelen etki şiddetle bedene de tesir eder ve aynen nefsani aşktaki gibi beden kimyasal dönüşüm geçirir.
çok ileri seviyelerde ruh ile beden arasındaki irtibat azalır çünkü ruh yavaş yavaş bedenden tecerrüt etmeye başlamıştır. bu durumda bedendeki hormonal, kimyasal dönüşüm kaybolur ve nefs, sekr/sarhoşluk etkisinden çıkıp dirilir. ruh ile nefs arasında amansız bir savaş vuku bulur. nefsin tezkiyesi bu savaşa bağlıdır. başlangıçtakiler Allah’ın bir lütfu olarak bu savaştan muaftırlar. onlar kalbin tasfiyesi ile meşguldürler. nefsin sekr altında deaktif olduğu süluktan, “kalbin tasfiyesi” diye bahsedilir.
tasavvuf yolundaki çoğu kişi, hayatını “kalp tasfiyesini” tamamlamaya çalışarak geçirir, nefs tezkiyesine geçmeye ömrü yeterli gelmez. iyi de olur çünkü nefs tezkiyesi işlemini sağ salim bitirebilmek her kişinin harcı değildir. ölümcül tehlikeleri vardır. kalp tasfiyesi ile elde edilen vuslat gölge ise, nefs tezkiyesi ile elde edilen vuslat “asıl”dır.



